Anasayfa / EDİTÖRDEN / Wagner İsyanı ve Dezenformasyon

Wagner İsyanı ve Dezenformasyon

Wagner İsyanı ve Dezenformasyon

Rus paralı askerlerini ifade eden Wagner’in kuruluşuyla ilgili kesin bilgiye ulaşmak zor olsa da
2014’te Kırım’ın ilhakı sonrasında Donbas bölgesindeki ayrılıkçıları destekledikleri genel bir
kanı. Devletin resmi ordularının asker sayısı, icraatları, askeri envanterleri bile güvenlik
gerekçeleriyle ve günümüz siber saldırıları sebebiyle tam olarak kamuyla paylaşılmazken,
Wagner gibi paralı askerler hakkında dezenformasyona uğramamış- berrak bilgileri açıklamak
kolay değil. Wagner’in Libya, Suriye ve Ukrayna’da çatışmalarda görev aldığı ve mühimmat
kullandığı biliniyor.

Dr.Ayşegül Ketenci
Dr.Ayşegül Ketenci

Ukrayna Savaşı ilk patlak verdiğinde de Rus generaller bir bildiri yayınlayarak, hatta çokça
izlenen bir video çekerek yapılanların yanlışlığını, Rus topraklarının doğrudan tehdit altında
olmadığı sürece saldırmanın ve savaşa girmenin hata olacağını söylemişlerdi. O tarihlerde de
“darbe” iddiaları gündeme gelmişti ancak bunun içi doldurulamadı, çünkü büyük bir orduya,
otoriter bir yapıya sahip Rusya’da, balyoz gibi inen devlet gücüyle Putin’e başkaldırmak kolay
bir iş değil. Benzer şekilde, uçaklar, helikopterler, devasa bir asker gücü hatta nükleer silaha
sahip bir ordunun baş komutanına kafa tutmak, yıllardır devleti yönetme tecrübesine, istihbarat
geçmişine sahip bir lideri devirmek de hiç kolay değil. Putin’in, Ukrayna Savaşıyla ilgili
beklentileri belki tam olarak gerçekleşmedi ancak Putin hala çok güçlü bir figür ve ciddi bir halk
desteğine de sahip. Bu sebeple Wagner’in başkaldırısının Rus devletini, Rus nizamını sarsacak
kadar güçlü olma ihtimali son derece zayıf.

Kırım ilhak edildikten sonra Rus halkının Putin’e olan desteği artmıştı, bu gerçeği bilen batılı
devletler Wagner konusunda temkinli davranıyor. Rus kültüründe lider, korunup kollanması
gereken ve dıştan gelecek eleştirilerle daha da güçlenen, daha fazla destek alan bir figürdür.
Ukrayna Savaşı’nın başlangıcında “Bu Rusların Savaşı değil, Putin’in Savaşı” pankartları
açıldığında belki bir tepki varmış gibi algılanmış olabilir ancak bu tepki kısa süreliydi ve fazla
etkili olamadı.

Dile Getirilenler ve Gölgede Kalanlar

Her ne kadar sürekli “darbe” üzerinde durulsa da Wagner’in başındaki Prigojin böyle bir ifade
kullanmadı, bunun bir adalet yürüyüşü olduğunu vurguladı. Putin, Wagner için “hain” dedi diye
lanse ediliyor ancak Putin Wagner’in hepsini kapsayacak şekilde bunu söylemedi, kişisel
çıkarlardan bahsetti, yani yöneticileri işaret etti, bütün askerleri zan altında bırakmadı, hatta
önceki çatışmalar sırasında hayatlarını kaybeden Wagner askerlerini andı. Yaşanan olaylar
sonrasında yaptığı açıklamada, Ukrayna Savaşıyla birlikte Putin’in konuşmalarındaki vücut dili
ve söylemlerinin keskinliği bir defa daha kendini gösterdi, Putin gergin sayılabilecek bir vücut
dili ve tonlamayla kesin ifadeler kullandı, Wagner askerlerinin yapılan yanlışlığa düşmemesi
gerektiğini söyledi. Zaten Wagner de gökten inmiş bir yapı değil, birçok eski Rus askeri ve eski
hükümlüler Wagner’in içinde yer alıyor.

Prigojin, kendi askerlerinin öldürülmesi gerekçesiyle ne kadar sert eleştirilerde hatta tehditlerde
bulunduysa da “Rus kanı dökülmemesi” gerektiğini sürecin başından itibaren ifade etti, benzer
şekilde Putin de 1917 olaylarını örnek göstererek Rus askerlerinin birbirini kırmasının kabule

edilemez olduğunu vurguladı, yani her iki taraf da yüksek tondan konuşmanın yanında “kan
dökülmemesi” paydasında birleşmişti.
Wagner’in başında yer alan Prigojin ve Rusya Federasyonu Savunma Bakanı Şoygu arasındaki
kişisel kavga yeni değil, bir süredir devam ediyordu. Hem Prigojin hem de Şoygu Putin’e çok
yakın isimler, Siloviki denen Güç Bakanlıkları zaten Putin’in yakın çevresinde yer alan, çoğu
zaman asker kökenli kişilerden oluşuyor. Ukrayna müdahalesi sonrasında Wagner daha da
güçlendi ve bundan cesaret alan Prigojin sadece bir asker gibi davranmayı bırakarak siyasete de
karışmaya başladı. Prigojin’in temel iddiası, Rus ordusunun Ukrayna Savaşında elini taşın altına
koymadığı ve Wagner bütün risklere rağmen savaşırken, Rus ordusunun fazla risk almadan,
durumu uzaktan izlediğiydi. Rus Ordusunun, savaşla ilgili bilgileri sakladığı ve Putin’i yanılttığı-
yanlış yönlendirdiği de Prigojin’in iddiaları arasında yer aldı.

Restleşme, kalkışma, çatışmaya ramak kala geri çekilme gibi birçok meseleyi içeren bir süreçten
bahsedilebilir, ABD’de Trump yanlılarının Senato’yu bastığı bir dünyada Rusya’da bir kalkışma
olması garip gelmiyor, “şaşırma” kotamızı post-truth dünyada oldukça yükseltmiş durumdayız.
Batı basını-Rus basını aynı hikayeyi birbirinden çok farklı bakış açılarıyla anlatırken, bilgilerin
son derece bulanık olduğu böylesi bir meselede dezenformasyona yoğun olarak rastlamak
mümkün ve olay hala sıcaklığını korurken kesin yorumlara karşı temkinli olunabilir.

Uluslararası Konjonktürdeki Yansımalar Neler Olabilir?

Hem Şoygu hem de Prigojin Putin’e yakınlıklarıyla bilinen kişilerdi biri diğerini suçluyor
pozisyonda yer aldı. Her halükârda Putin “kendi seçtiği adamlar arasında” bir seçim yapmış,
hatta “kendi yakını tarafından arkasından vurulmuş” olacak. Ukrayna Savaşıyla güç kaybeden,
“terörist devlet” ilan edilen, nispeten yalnızlaşan Rusya’nın daha zor günlerle karşılaşacağı
öngörülebilir. Kendi içindeki çatışmalarla başa çıkmaya çalışan ve birbirine düşmüş askerlerin
olduğu bir ülke imajı daha fazla prestij kaybına sebep olabilir. Diğer taraftan, Putin’in vatana
ihanet edenleri cezalandıran ve düzeni tekrar sağlayan bir “kahraman” olarak kendini lanse
etmesi farklı bir bakış açısının yaratılmasını da sağlayabilir.

Devlet içinde devlet, derin devlet, devlete alternatif yapı, gayri resmi kuruluş, gayrinizami
yapılanma… Adının ne olduğunun pek bir önemi yok, öyle ya da böyle devletin gücüne
alternatif bir güç yaratıldığında sonuçları yine devlete, halka ve güvenliğe zarar vermek oluyor.
Bu örnekleri Suriye’de, Afganistan’da teröre verilen desteklerde ve farklı isimlerde, farklı
şekillerde gördük. Devlet, belli kurallar çerçevesinde şiddet tekeline sahip olması gereken
yegane yapılanma ise eğer, alternatif yapılar zamanla kontrolden çıkıp şiddeti yayabilme
potansiyeline sahip olabiliyor, Rusya’da yaşanan örnek bu çerçevede ele alınabilir.

Bütün bu gelişmeler, tahıl koridoru, Karadeniz’in güvenliği ve Türk akımı için önemli güvenlik
risklerini de beraberinde getiriyor. Türkiye, Ukrayna ve Rusya’ya çok yakın bir coğrafyada ve
bütün çatışmalar doğrudan yakın coğrafyamızın güvenliğine etki ediyor. Çok dikkatli, objektif ve
sürdürülebilir stratejiler üretmek elzem hale geliyor.