Anasayfa / EDİTÖRDEN / Dünya’da Ve Türkiye’ De Tarım Ve Tarım Politikaları.

Dünya’da Ve Türkiye’ De Tarım Ve Tarım Politikaları.

DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’ DE TARIM VE TARIM POLİTİKALARI. (1)
İstemi Parman 06.05.2022
ÖNSÖZ

Mustafa Kemal, bir yandan, “istikbal göklerdedir” diyerek geleceği ve
teknolojiyi hedef gösterirken, aynı zamanda, “köylü efendimizdir” demek
suretiyle tarım’a ne kadar önem verdiğini ve bir ayağımızın daima toprağa
basması gerektiğini vurgulamış, tarlada traktör kullanarak çekilen fotoğrafı ile
de sözkonusu vurguyu perçinlemiştir.

Yukarıdaki fotoğraftan esinlenerek ve
tarımın dünya ve ülkemiz için giderek artan önemini de dikkate alarak, tarım
konularını 3 ayrı bölümde kısaca irdelemeye ve olası yeni oluşumlarla ilgili
düşüncelerimi açıklamaya çalıştım. (Yazının 3 bölüm olması okumayı
kolaylaştırmak içindir).
1. BÖLÜM : DÜNYA’DA TARIM, Tarımın önemi, çeşitli ülkelerin tarım
politikaları, tarım destekleri ve uluslararası tarım ticareti,
2. BÖLÜM : TÜRKİYE’DE TARIM, Türkiye’nin tarım politikası, tarım kanunu,
tarihi gelişmeler, türk tarımının sorunları, ve tarımsal destekler,

3. BÖLÜM : NEDEN KENDİMİZE YETERLİ ÜRÜN ÜRETEMİYORUZ, üretim artışı
için yeni bir yapılanma ve farklı bir destek tasarımı, yeterli üretim için gerekli
150 -200 milyar Tl ön finansman konusu.

DÜNYA’DA TARIM

Hızla artan dünya nüfusu, olumsuz iklim değişiklikleri, ekili arazilerin azalması
gibi nedenlerle tarım ürünü fiyatları yükseliyor ve tedarik sorunlarının artışıyla
tarım sektörünün önemi giderek artıyor ve gıda güvenliği ve yetersiz
beslenmenin yarattığı iç siyasi sorunlara ilaveten, temel ürünlerde ithalata
bağımlılık dış politik ve ekonomik sorunlar doğuyor. Bu duruma düşmemek için,
hemen tüm ülkeler, olanakları ölçüsünde, tarımsal üretimin artması için büyük
çaba göstermekte ve tarıma önemli fonlar aktarmakta ve ayrıca ithalatlarını
kısmak için de çeşitli engeller uyguluyorlar. Doğal olarak, gelişmiş ülkelerin
destek ve teşvikleri daha fazla olduğundan ortalamanın üzerinde verim elde
edip diğer ülkelere nazaran daha büyük üretim miktarlarına ulaşıyorlar. Diğer
taraftan, sağlanan destekler, tarımın yanı sıra, gübre, kimya ve makine
sanayileri ile hizmetler sektörünün gelişmesini tetikliyor, çiftçinin gelirini
arttırıyor ve özetle genel ekonomiye önemli bir katkı sağlıyor.
Buna paralel olarak, beslenme için önemli, hassas tarım ürünleri ticaretinin,
gıda ihtiyacı olan ülkelere karşı da kullanılmasının, uluslararası politikada etkin
bir rol oynadığını ve bu rolün giderek artacağını belirtmek gerek. Bu çerçevede,
Henri Kissinger’in “ Petrolü (enerjiyi) kontrol ederseniz ülkeleri, gıdayı
(beslenmeyi) kontrol ederseniz insanları denetlersiniz” sözünü ve ABD’nin
1980’lerde Sovyetlere karşı buğday, geçtiğimiz yıllarda da Çin’e karşı mısır ve
soya gibi ürünlerin ihracatını kısıtlama, Avrupa ülkelerinin de eski
sömürgelerine gıda yardımı kozunu kullandıklarını hatırlayalım. ABD böylece
tarım ürünleri ticaretinden hareketle, Çin ile hegemonya savaşını başlatmak
yolunda istediği kamuoyu hassasiyetinin doğmasını sağlamıştır. Buna karşılık,
Çin, 1,5 milyarlık nüfusunu beslemek için, bedelini ödese bile, her zaman
istediği kadar ürün bulamıyabileceği tehdidini açıkça görmüş ve üretimini
arttırmak için tarımı desteklemeye önemli fonlar ayırmış ve ayrıca “Yol ve
Kuşak projesi” çerçevesinde, birçok GYÜ’de “tarımsal üretim üsleri” kurma
çalışmalarını arttırmıştır.

TÜRKİYE’ DE TARIM

“Sayın Can Kıraç ve Sayın İnan Kıraç’ın babası, Atatürk’ün ziraatçısı olarak
bilinen Ali Numan Beyin şahsında, zor koşullar altında, türk tarımına hizmet
eden, çiftçilerimizi, üniversite hocalarımızı, ziraat, orman, su ürünleri
mühendislerimizi, baytarlarımızı, teknisyenlerimizi ve tüm tarım çalışanlarımızı
saygıyla anıyorum”.
Ülkemiz tarımı, dünya tarımı ile birçok açıdan benzerlikler gösteriyor. Bununla
birlikte, farklı sorunlarımızın yanı sıra özel avantajlarımızın olduğunu da
söyleyebiliriz.
Gerçekten, çok farklı ürünleri üretebildiğimiz bir iklime ve yeterli sayılabilecek
ekilebilir arazi büyüklüğüne sahip bir ülkede yaşıyoruz. Birçok üründe dünyanın
önde gelen üreticileri arasındayız ve kendimize yeterli durumdayız. Geleneksel
tarım bir ülkesi olarak tecrübeli çiftçilere ve yetişmiş teknik elemanlara sahibiz.
Ancak, bütün bunlara rağmen, istediğimiz miktar ve kalitede helva yapamıyoruz
ve gerekli tedbirleri almaz ve yeterli çabayı göstermezsek, önümüzdeki yıllarda
çok daha önemli sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.

Bu arada, sorunlarımızın avantajlarımızdan daha fazla olduğunu da üzülerek
görüyoruz. Bunların bir kısmı tarihi nedenlerden, halkımızın tutumundan veya
dış etkenlerden, önemli bir kısmı ise, tarıma bakış açımızdan, yönetim ve temel
değerlendirme yanlışlarımızdan kaynaklanıyor.
Cumhuriyet dönemi öncesinde, Anadolu halkı denizlere uzak durmuş, 3 kıtaya
yayılmış Osmanlı imparatorluğunun, Akdenizde büyük bir ticari limanı olmamış,
deniz sadece askeri açıdan değerlendirilmiş, deniz ticareti ihmal edilmiş,
Anadolu dış dünyaya ve dolayısıyla zamanın en önemli ticaret konusu tarım
ürünleri piyasalarına açılamamıştır. Öte yandan, ulaşım zorlukları nedeniyle,
imparatorluk içi ticaret de gelişmemiş, çiftçi sadece kendi ihtiyacı ve yakın
çevresi için üretim yapmış, fazla üretimi elinden alınmış, tarım ürünlerinden
para kazanamamış ve sonuç olarak, hem köylü nüfus, hem de tüm Anadolu
fakir kalmıştır.
Cumhuriyet ilk dönemlerinde, bu durumu kökten değiştirmek amacıyla devlet
öncülüğünde birçok kurum kurulmuş, destekler sağlanmış, tarım eğitimine
önem verilmiş, ancak daha sonraki yıllarda tarım gereken ilgiyi görmemiştir.
Günümüzde çiftçiler, yüksek girdi fiyatları faiz yükü nedeniyle aldıkları borçları
ödeyememekten endişe ediyor ve arazilerini, hayvanlarını ve makinelerini
kaybetmekten korkuyor. Bu nedenle, tarlalarının bir kısmını ekmeye, ekse bile
yeterli gübre, ilaç vs. harcamalarını yeterince yapmaya cesaret edemiyor ve
doğal olarak da verimlilik düşüyor. Bu iki temel nedenle de ülkemizin toplam
üretimi yetersiz kalmakta ve ithalat zorunlu hale gelmektedir.
Tarımsal üretimi, kimler, hangi koşullarda, nerede ve nasıl yapıyor? Başka
şekilde ifade edersek, içinde bulunduğumuz coğrafyada, tarımsal üretim, küçük
ve orta ölçekli aile işletmelerinde geleneksel yöntemlerle mi yapılmalı ve kamu
desteği daha çok bu tip işletmelere mi yönetilmeli, ya da sermaye yoğun,
verimliliği yüksek büyük işletmeler mi teşvik edilmeli tercihi ile karşı karşıya
olduğumuz söylenebilir.

TARIMDA DİKKATE ALINMASI GEREKEN TEMEL İLKELER :

Tarım sektörümüzün bugün içinde bulunduğu durum dikkate alınarak,
öncelikle etkin ve sürdürülebilir bir tarım politikasının uygulanması ve bu
amaçla, ülke çapında bir tarım planlaması ve yeni bir teşkilatlanma modeli

oluşturulması gerekiyor. Bu Politika, günün koşullarına uygun yeniliklerin yanı
sıra, daha önce yararı görülmüş olan kurum ve kuruluşların önemli bir kısmının,
yeniden kurulması, canlandırılması ve asli görevlerine döndürülmesi gibi
hususları da kapsamalıdır.
Yeni tarım politikasının olmazsa olmaz 4 temel hedefi şunlar olmalıdır :
i- Gıda güvenliği ( tüketicinin uygun fiyata ve yeterli gıdaya erişebilmesi ),
ii- Kendine yeterlilik (özellikle hassas ürünlerde dışa bağımlı olunmaması),
iii- Gıda güvencesi (sağlıklı gıda ürünü temini), iv-
Çiftçi ve tarım işçilerine yeterli gelir ve sosyal güvenlik koşulları sağlanması.
Bu çerçevede, uygulamada özen gösterilmesi gereken başlıca hususlar :
– Ekilebilir alanların azalmasına yol açacak tüm uygulamalar kesin olarak
engellenmelidir,
– Tarım arazilerinin yabancı uyruklu özel ve tüzel kişilere satılması kesinlikle
yasaklanmalıdır. Yabancı özel ve tüzel kişiler tarımsal üretimle ilgili şirketlere
ortak olamamalı veya ortaklık çok özel koşullara bağlı olmalıdır.
– Seçili bazı tarım ürünlerinin ithalatı pahalılaştırılmalı, elde edilecek ek gelirler
tarımsal üretimin desteklenmesi için kullanılmalıdır.
– Ziraat Bankası klasik bankacılık işlemleri yapan bir kurum olmaktan
çıkarılmalı, temel işlevine kavuşturulmalıdır. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında
kurulan, tarımsal üretim, stoklama ve ticaret kurum ve şirketleri günün
koşullarına göre yeniden yapılandırılmalı ve canlandırılmalıdır
– Tarım ürünleri ihracatı özenlendirilmeli, ürünlerimizin marka tanınırlığı
sağlanmalı, konular bütünlük içinde değerlendirilmeli ve ihracatçılarımızın dış
pazarlarda birbirleri ile rekabet etmesinin önüne geçilmelidir. –
Aşırı ilaç kullanımı nedeniyle dış piyasalarda sorunlarla karşılaşılaşılması için
gerekli tedbirler alınmalı, ilaç nedeniyle dış ülke gümrüğünde geri çevrilen
ürünler imha edilmeli, halkımızın sözkonusu ürünleri tüketmesi engellenmelidir.
– Dünya ve ülkemizin iklim koşulları ve uluslararası ekonomik ve siyasi
gelişmeler özenle izlenmeli, kalıplaşmış düşünceler terkedilmeli, yeni
yaklaşımlar benimsenmelidir.

Yukarıda kısaca açıklananlar dahil tarım politikamız, yeni bir destek tasarımı ,
farklı bir teşkilatlanma ve diğer konularla ilgili hususlar, 2 ve 3. bölümlerde
irdelenmiştir. Önerilerimiz üzerinde olası tartışma ve çalışmalar geleceğe dönük
projelerin sahadaki bazı gerçeklerle uyumlu hale getirilmesi ve ayrıca konuyla
ilgili yeni fikirlerin de ortaya çıkması, bu yazının temel amacıdır.
İstemi Parman (Devam edecek)