<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AvrasyaHaber TV</title>
	<atom:link href="https://avrasyahabertv.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://avrasyahabertv.net</link>
	<description>Doğru ve Tarafsız Habercilik</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 May 2026 15:49:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Kurban Bayramınız Kutlu olsun</title>
		<link>https://avrasyahabertv.net/kurban-bayraminiz-kutlu-olsun-3/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 May 2026 11:52:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[EDİTÖRDEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban Bayramınız Kutlu olsun]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahabertv.net/?p=21167</guid>

					<description><![CDATA[Kurban Bayramınız Kutlu olsun]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrasya Haber Ajansı,</p>
<p>islam aleminin mübarek kurban bayramını candan kutlar,</p>
<p>huzur dolu yıllara ulaşmasını dileriz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otomotiv sektörü Nisan ayında zirvede</title>
		<link>https://avrasyahabertv.net/otomotiv-sektoru-nisan-ayinda-zirvede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 14:14:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PRESSIO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahabertv.net/otomotiv-sektoru-nisan-ayinda-zirvede/</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye'nin lider ihracat sektörü otomotiv, Nisan 2026'da yıllık %23 artışla rekor tazeledi. Otomotiv endüstrisi Nisan 2026'da 3 milyar 855 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="press-spot" style="font-weight:bold;font-size:1.15em;line-height:1.5;margin-bottom:1.2em;"><strong>Türkiye&#39;nin lider ihracat sektörü otomotiv, Nisan 2026&#39;da yıllık %23 artışla rekor tazeledi. Otomotiv endüstrisi Nisan 2026&#39;da 3 milyar 855 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.</strong></p>
<p class="press-lead" style="line-height:1.7;margin-bottom:1.2em;">Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, otomotiv endüstrisi Nisan 2026&#39;da 3 milyar 855 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek 26 sektör arasında birinci sıradaki konumunu korudu. Sektör, geçen yılın aynı ayına kıyasla %23 oranında artış kaydederek aylık bazda tüm zamanların en yüksek ikinci performansını sergiledi.</p>
<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Sektörel Gelişmeler</h2>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Türkiye toplam ihracatının %17,3&#39;ünü tek başına gerçekleştiren otomotiv sektörü, böylece liderlik konumunu güçlendirdi. Yılbaşından bu yana (Ocak–Nisan 2026) sektörün kümülatif ihracatı ise %8,9 artışla <strong>13 milyar 748 milyon dolar</strong>a yükseldi. Sektörün tüm ana ürün gruplarında çift haneli artış kaydedilmesi, küresel rekabet gücünün korunduğunu gösteriyor.</p>
<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Ürün Grubu Bazında İhracat</h2>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">&#8211; Tedarik Endüstrisi: <strong>1,5 Milyar $</strong> (+%19)</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">&#8211; Binek Otomobiller: <strong>1,0 Milyar $</strong> (+%16)</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">&#8211; Eşya Taşıma Araçları: <strong>756 Milyon $</strong> (+%39)</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">&#8211; Otobüs-Minibüs-Midibüs: <strong>312 Milyon $</strong> (+%30)</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">&#8211; Çekiciler: <strong>194 Milyon $</strong> (+%33)</p>
<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Pazar Dağılımı</h2>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Nisan ayında sektörün en büyük ihracat pazarı <strong>645 milyon dolar</strong> ile Almanya olurken, Fransa <strong>461 milyon dolar</strong> ve İtalya <strong>357 milyon dolar</strong>lık alımlarla onu takip etti. Bu üç pazar, sektörün Nisan ayı ihracatının önemli bir bölümünü oluşturdu.</p>
<blockquote>
<p>&#8220;Nisan ayında aylık bazda bugüne kadar ulaşılan en yüksek ikinci ihracat rakamına ulaştık. Tüm ana ürün gruplarında çift haneli artış kaydederek küresel rekabet gücümüzü perçinledik.&#8221;</p>
<p><cite>Sektör Temsilcisi</cite></p></blockquote>
<div class="press-gallery" style="margin-top:2em;">
<figure style="margin:1em 0;"><img decoding="async" src="https://bfdxrtwowdgbymdsbxct.supabase.co/storage/v1/object/public/press-images/1778886071026-ngnqkgir77-aerial-drone-view-of-industrial-port-1.png" alt="" loading="lazy" style="max-width:100%;height:auto;display:block;" /></figure>
<figure style="margin:1em 0;"><img decoding="async" src="https://bfdxrtwowdgbymdsbxct.supabase.co/storage/v1/object/public/press-images/1778886078515-7fcs09phw5k-aerial-drone-view-of-port-1.png" alt="" loading="lazy" style="max-width:100%;height:auto;display:block;" /></figure>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection Kapadokya’da Açılıyor</title>
		<link>https://avrasyahabertv.net/fortuna-of-cappadocia-autograph-collection-kapadokyada-aciliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 14:14:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PRESSIO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahabertv.net/fortuna-of-cappadocia-autograph-collection-kapadokyada-aciliyor/</guid>

					<description><![CDATA[Bölgenin Mirasından Güç Alan Ayrıcalıklı Bir Destinasyon]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="press-spot" style="font-weight:bold;font-size:1.15em;line-height:1.5;margin-bottom:1.2em;"><strong>Bölgenin Mirasından Güç Alan Ayrıcalıklı Bir Destinasyon</strong></p>
<p class="press-lead" style="line-height:1.7;margin-bottom:1.2em;">Türkiye’nin merkezinde, ikonik Kapadokya bölgesinin kalbinde konumlanan Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection; eşsiz bir deneyim sunmak üzere kapılarını açmak için gün sayıyor. Tarman Grup yatırımıyla hayata geçirilen proje, Marriott Bonvoy® portföyündeki prestijli Autograph Collection Hotels markasının en yeni üyesi olarak çok yakında misafirleriyle buluşacak. Access danışmanlığında yönetilen Fortuna of Cappadocia, bölgenin zengin kültürel ve doğal mirasının rafine ve çağdaş bir yorumunu sunarak otel konaklama deneyimini yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Zamansız Mimari<br />
Kapadokya’nın en etkileyici seyir noktalarından biri olan Uçhisar’da, tarihi alanların merkezinde yer alan tesis; mimarisiyle merak uyandırıyor. Çağdaş tasarımı bölgenin otantik ve mistik stiliyle harmanlayacak olan otel, 125 oda ve süit ile misafirlerine mahremiyet ve huzur sunacak 28 özel villadan oluşuyor. Doğal malzemeleri ve organik minimalizmi yüksek standartlarla sunan otel, misafirlere Kapadokya&#39;nın ham güzelliğiyle iç içe kusursuz bir uyum vadediyor.</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Kader Çarkı ve Dönüşüm Felsefesi<br />
Adını Roma şans ve kader tanrıçası Fortuna&#39;dan alan otel, tamamen dönüşüm, niyet ve anlamlı seyahat kavramları üzerine inşa edildi. Sadece bir konaklama imkanı sunmaktan ziyade; keşif, rahatlama, sosyal etkileşim ve kişisel yenilenmeyi harmanlayan bütünsel bir misafir yolculuğu sunmayı hedefliyor. Markanın temel vaadi olan &quot;zamansız bir zarafet içinde duygusal bir mistisizme yolculuk&quot; fikri, gelecekteki konuklarını amaç ve refah dolu derin bir içsel keşfe davet ediyor.</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Birliktelik ve Kişiselliğin Kusursuz Dengesi Çok Yakında!<br />
Otel devasa sosyalleşme alanları ile tamamen kişiye özel yaşam alanlarını aynı çatı altında ustalıkla birleştirecek. Gastronomi ve sosyal yaşamı bir araya getirecek mekanlar arasında; gün boyu hizmet verecek Fortuna Table, imza bar Le Dome, Lobby Lounge, sezonluk Fortuna Terrace ve otelin bahçesinde konumlanan özel şarap mahzeni, puro lounge’u ve tadım deneyimini bir araya getiren Le Privé bulunuyor. Ayrıca, canlı performanslara ev sahipliği yapacak Grand Cabaret ile Kapadokya&#39;nın eğlence anlayışına yeni bir soluk getirilmesi planlanıyor.</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Kendi Kaderini Çiz: Spa, Wellness ve Atölyeler<br />
Misafirlerin hem fiziksel hem de duygusal esenliğini desteklemek amacıyla tasarlanan 1.112 metrekarelik devasa Spa &amp; Wellness Merkezi; kapalı yüzme havuzu, geleneksel Türk hamamı ve kişiselleştirilmiş bakım alanları ile tam bir yenilenme sığınağı olarak konumlanacak. &quot;Kendi Kaderini Çiz&quot; mottosuyla hareket edecek tesis, konuklarına kendi potansiyellerini keşfetme fırsatı sunarak; çömlek yapımından mutfak sanatlarına kadar yerel sanat atölyelerine de ev sahipliği yapacak.</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Büyük Ölçekli Etkinlikler ve Kutlamaların Yeni Adresi Geliyor<br />
Bölgedeki kapsamlı etkinlik alanı ihtiyacını karşılamak üzere hayata geçirilen Fortuna Convention Hall; destinasyon düğünleri, görkemli kutlamalar ve kurumsal etkinlikler için kusursuz bir atmosfer sunmaya hazırlanıyor.</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Görseller için:<br />
https://we.tl/t-XWhtVCivVgO3nMSM</p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Medya İletişim:<br />
Tuna Yilmaz Studio<br />
info@tunayilmaz.com / 0532 4274555</p>
<p class="press-boilerplate"><em>Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection, Marriott International’ın dünya çapında eşsiz seyahat deneyimleri sunan ödüllü platformu Marriott Bonvoy®’un gururlu bir parçası olarak çok yakında misafirlerini büyüleyici bir serüvene davet edecek.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni nesil özel yağ çözümleriyle 10 milyar dolarlık ihracat vizyonu</title>
		<link>https://avrasyahabertv.net/yeni-nesil-ozel-yag-cozumleriyle-10-milyar-dolarlik-ihracat-vizyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 14:14:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PRESSIO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahabertv.net/yeni-nesil-ozel-yag-cozumleriyle-10-milyar-dolarlik-ihracat-vizyonu/</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’da düzenlenen lansmanda fırıncılık ve şekerleme sanayisine yönelik yeni nesil özel yağ portföyünü tanıtıldı. ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Kopuz, Türkiye’nin 3,4 milyar dolarlık atıştırmalık ve şekerli mamul ihracatını 2030’lu yıllarda 10 milyar dolar seviyesine taşıma hedefiyle çalıştıklarını söyledi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="press-spot" style="font-weight:bold;font-size:1.15em;line-height:1.5;margin-bottom:1.2em;"><strong>İstanbul’da düzenlenen lansmanda fırıncılık ve şekerleme sanayisine yönelik yeni nesil özel yağ portföyünü tanıtıldı. ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Kopuz, Türkiye’nin 3,4 milyar dolarlık atıştırmalık ve şekerli mamul ihracatını 2030’lu yıllarda 10 milyar dolar seviyesine taşıma hedefiyle çalıştıklarını söyledi.</strong></p>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">İSTANBUL – Türkiye’nin en büyük endüstriyel hammadde ve kuru gıda tedarikçilerinden biri olan ŞMS Kopuz, yeni nesil özel yağ portföyünü sektör profesyonelleriyle buluşturdu.<br />
Etkinlikte; fırıncılık ve şekerleme sektörlerine yönelik geliştirilen FlexiBetter, CBT Gold, Prestine serisi ile shea bazlı özel yağ çözümleri tanıtıldı. Bunge ve ŞMS Kopuz iş birliği kapsamında son üç yılda 20’den fazla özel yağ çözümünün Türkiye pazarına sunulduğu, bu ürünlerin 70’in üzerinde aktif müşteriye ulaştığı belirtildi.<br />
Tedarik zincirindeki kırılganlığa çok merkezli çözüm<br />
Lansmanda, yeni ürün portföyünün yalnızca performans ve maliyet avantajı değil, aynı zamanda tedarik güvenliği açısından da önem taşıdığı vurgulandı. Son beş yılda pandemi, savaşlar, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı kaynaklı lojistik sorunların küresel gıda tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.<br />
Bunge ve ŞMS Kopuz’un, aynı kalite ve standarttaki ürünleri Malezya, Hollanda, Çin, Endonezya ve farklı üretim merkezlerinden tedarik edebilme kapasitesiyle üreticilerin arz risklerini azaltmayı hedeflediği kaydedildi. Bu çok merkezli yapı sayesinde, Türk gıda sanayisinin küresel dalgalanmalara karşı daha esnek ve rekabetçi hale gelmesinin amaçlandığı belirtildi.<br />
Fırıncılık ve şekerleme sanayisine yeni alternatifler<br />
Lansmanda öne çıkan ürünlerden FlexiBetter, kruvasan, milföy ve kurabiye gibi katmanlı hamur ürünleri için geliştirilen, süt yağına alternatif yenilikçi bir çözüm olarak tanıtıldı. Ürünün, üretim sürecinde daha istikrarlı sonuçlar elde edilmesine, işlenebilirliğin kolaylaşmasına ve nihai üründe istenen doku ile görünümün korunmasına katkı sağlaması hedefleniyor.<br />
Şekerleme kategorisinde konumlanan CBT Gold, çikolata benzeri ürünlerde lezzet, doku ve üretim verimliliğini birlikte sunmayı amaçlıyor. Kakao yağına yakın özellikleriyle öne çıkan ürünün, üreticilere daha kontrollü bir süreç ve tüketici tarafında dengeli bir tat deneyimi sunduğu ifade edildi.<br />
Prestine serisi ise dolgu yağları alanında geliştirildi. Sıcak iklim koşullarında ürün kalitesinin korunmasına katkı sağlayan seri; pralinden gofrete, fındık bazlı dolgulardan havalandırılmış ürünlere kadar geniş bir kullanım alanına hitap ediyor.<br />
Etkinlikte ayrıca shea bazlı çözümler, kakao yağına alternatif seçenekler arasında öne çıktı. Özellikle çikolata, sürülebilir krema, dondurma ve şekerleme kategorilerinde üreticilere maliyet, sürdürülebilirlik ve ürün çeşitliliği açısından yeni imkânlar sunduğu belirtildi.<br />
Şefler ürünleri mutfakta test etti<br />
Yeni portföyün tanıtımında Divan şeflerinin katkısı da özel bir yer tuttu. Divan, tanıtılan çözümleri erken aşamada deneyen ve ürün performansını profesyonel mutfaklarda test eden müşteriler arasında yer aldı. Lansmanda sunulan kruvasanlar ve farklı fırıncılık ürünleri, bu iş birliğinin somut örnekleri olarak katılımcıların beğenisine sunuldu.<br />
Bu yönüyle etkinlik, yalnızca bir ürün lansmanı değil; sanayi, teknik ekipler ve profesyonel mutfakların ortak ürün geliştirme sürecinin de vitrini oldu.<br />
“Türkiye bu alanda dünyanın ilk beş ülkesi arasında”<br />
ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Kopuz, etkinlik sonrası yaptığı değerlendirmede, değişen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte atıştırmalık ürünler ve şekerli mamuller sektörünün dünyada hızla büyüyen stratejik alanlardan biri haline geldiğini söyledi.<br />
Türkiye’nin bu alanda 3,4 milyar dolarlık ihracat hacmiyle dünyanın ilk beş ülkesi arasında yer aldığını belirten Kopuz, bu başarının daha ileri taşınması gerektiğini vurguladı.<br />
Kopuz, ŞMS Kopuz’un, Bunge’nin 200 yılı aşkın küresel birikimini ve inovasyon gücünü Türkiye’deki sanayicilerle buluşturduğunu belirterek şunları kaydetti:<br />
“Bugün tanıttığımız ürünler yalnızca yeni bir portföy değil; üreticinin değişen maliyet yapısına, tüketici beklentilerine ve ihracat pazarlarının taleplerine verilen stratejik bir yanıttır. Özel bitkisel yağ çözümleri; vegan ürünlerden fırıncılık uygulamalarına, sürülebilir kremalardan dondurma ve şekerleme ürünlerine kadar birçok kategoride üreticiye farklı seçenekler sunuyor. Shea bazlı çözümler de kakao yağına alternatif oluşturması bakımından çikolata ve şekerleme sanayisinin rekabet gücüne katkı sağlıyor.”<br />
Özel bitkisel tereyağı çözümlerinin, özellikle vegan tüketim ve yeni nesil ürün geliştirme açısından önem taşıdığına işaret eden Kopuz, bu tür ürünlerin pastacılık ve zincir markalı ürünlerde yeni bir farkındalık oluşturduğunu ifade etti.<br />
“Hedef 10 milyar dolarlık ihracat”<br />
Şemsi Kopuz, Bunge ve ŞMS Kopuz iş birliğinin, Türkiye’de tüketiciye daha erişilebilir ve kaliteli ürünler sunmanın yanında ihracatçıya da yeni kapılar açtığını söyledi.<br />
Kopuz, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:<br />
“Bu yapılanmayla bir yandan Türkiye’deki tüketiciye daha erişilebilir ve kaliteli ürünlerin sunulmasına katkı sağlıyor, diğer yandan ihracatçımızın Amerika’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan farklı bölge pazarlarına kadar daha rekabetçi biçimde açılmasına destek oluyoruz. Hedefimiz, 2030’lu yıllarda 3,4 milyar dolarlık sektör ihracatını 10 milyar dolar seviyelerine taşımak. Bu azim ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.”<br />
Kopuz ayrıca, bu hedefin sürdürülebilir biçimde gerçekleşebilmesi için girdi maliyetleri, üretim verimliliği, tarım-gıda ekosistemindeki yapısal reformlar ve lojistik güvenliğin kritik başlıklar olduğuna dikkati çekti.<br />
Fiyatları artık yalnızca gıda talebi belirlemiyor<br />
Etkinlikte sektörün küresel görünümüne ilişkin değerlendirmeler de öne çıktı. Palm yağı ve diğer bitkisel yağlarda fiyat ve tedarik dinamiklerinin artık yalnızca gıda talebine bağlı olmadığı; biyodizel politikaları, ham petrol fiyatları, enerji stratejileri, Ukrayna Savaşı, Kızıldeniz gerilimi ve Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği gibi başlıkların sektörü doğrudan etkilediği vurgulandı.<br />
Bu çerçevede, hammaddede alternatif kaynaklara ulaşabilen, ürün formülasyonlarında esneklik sunan ve üreticinin değişen maliyet koşullarına uyumunu kolaylaştıran çözümlerin önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağı ifade edildi.<br />
“Doğru ürün, doğru konumlandırma, doğru teknik destek”<br />
ŞMS Kopuz İcra Kurulu Üyesi ve CEO’su Burak Kopuz da şirketin temel yaklaşımının, dünyadaki yeni gıda teknolojilerini ve çözümlerini Türkiye pazarına doğru biçimde taşımak olduğunu söyledi.<br />
Bunge ile üç yıldır yürütülen iş birliğinin güçlü bir ivme kazandığını ifade eden Kopuz, Türkiye’deki üreticilerin ihtiyaçlarına göre geliştirilen ürünlerin sanayide karşılık bulduğunu belirtti.<br />
Burak Kopuz, şunları söyledi:<br />
“Gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerle dünyada gıda alanında öne çıkan global çözümleri Türkiye’ye getirmeyi hedefliyoruz. Bu çözümleri inovatif yaklaşımlarla, rekabet avantajı sağlayacak biçimde sanayiciye sunmayı amaçlıyoruz. Doğru ürün, doğru konumlandırma ve doğru teknik destekle bunu sağlıyoruz.”<br />
Yeni ürünlerin üreticilere yalnızca hammadde alternatifi sunmadığını, aynı zamanda reçete esnekliği, performans artışı, maliyet yönetimi ve ihracatta farklılaşma imkânı verdiğini belirten Kopuz, lansmanın sanayiyle birlikte geliştirme anlayışının güçlü bir yansıması olduğunu kaydetti.<br />
İstanbul’da gerçekleştirilen lansmana, ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Kopuz ve ŞMS Kopuz İcra Kurulu Üyesi ve CEO’su Burak Kopuz ev sahipliğinde, Bunge Bölgesel Ticari Lideri Mesut Balık, Bunge Asya Gıda Çözümleri Genel Ticari Lideri Katherine Huang, Türkiye ve yurt dışından sektörün önde gelen temsilcileri ile basın mensupları katıldı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Eximbank ve UKEF, üçüncü ülkelerdeki iş birliğinin kapsamını savunma sektörünü de içerecek şekilde genişletiyor</title>
		<link>https://avrasyahabertv.net/turk-eximbank-ve-ukef-ucuncu-ulkelerdeki-is-birliginin-kapsamini-savunma-sektorunu-de-icerecek-sekilde-genisletiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 14:14:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PRESSIO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahabertv.net/turk-eximbank-ve-ukef-ucuncu-ulkelerdeki-is-birliginin-kapsamini-savunma-sektorunu-de-icerecek-sekilde-genisletiyor/</guid>

					<description><![CDATA[Anlaşma, Birleşik Krallık ve Türkiye'den yapılacak ihracat içeren üçüncü ülkelerdeki savunma projelerine iki kuruluşun ortak finansman sağlamasının önünü açmayı hedefliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="press-spot" style="font-weight:bold;font-size:1.15em;line-height:1.5;margin-bottom:1.2em;"><strong>Anlaşma, Birleşik Krallık ve Türkiye&#39;den yapılacak ihracat içeren üçüncü ülkelerdeki savunma projelerine iki kuruluşun ortak finansman sağlamasının önünü açmayı hedefliyor.</strong></p>
<p class="press-lead" style="line-height:1.7;margin-bottom:1.2em;">Türk Eximbank ve Birleşik Krallık hükümetinin ihracat kredi kuruluşu olan UK Export Finance (UKEF), 7 Mayıs 2026 tarihinde bir Mutabakat Zaptı imzaladı. Anlaşma, Birleşik Krallık ve Türkiye&#39;den yapılacak ihracat içeren üçüncü ülkelerdeki savunma projelerine iki kuruluşun ortak finansman sağlamasının önünü açmayı hedefliyor.</p>
<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Önceki iş birliği</h2>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Kuruluşlar <strong>2017</strong> yılında bir Mutabakat Zaptı ve kapsamlı bir reasürans anlaşması imzalamış, reasürans anlaşması kapsamında enerji ile otoyol projeleri ortaklaşa finanse edilmişti. Yeni imzalanan Mutabakat Zaptı kapsamındaki projelerle ilgili olarak <strong>Türk Eximbank</strong> ve <strong>UKEF</strong>, reasürans anlaşmasında öngörülen mekanizma çerçevesinde de iş birliği yapabilecek.</p>
<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Uyum ve süreç</h2>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;">Mutabakat zaptı kapsamında gündeme gelebilecek her türlü finansman düzenlemesi, her iki tarafın uluslararası yükümlülükleriyle tam uyumlu ve <strong>OECD</strong> kural ve düzenlemelerine tabi olacaktır. Anlaşma çerçevesinde karşılıklı bilgi paylaşımı, uzmanlık desteği ve danışmanlığın yanı sıra toplantı ve istişarelerin gerçekleştirilmesi de öngörülüyor.</p>
<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Ali Güney açıklaması</h2>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;"><strong>Türk Eximbank</strong> Genel Müdürü Ali Güney, <strong>UKEF’in</strong> bugüne kadar <strong>Türk Eximbank’ın</strong> başlıca ortaklarından biri olduğunu ve imzalanan mutabakatın kurumlar arasındaki zaten güçlü olan bağları daha da ileriye taşıyacağını belirterek memnuniyetini dile getirirken, anlaşmanın savunma sektörü de dahil olmak üzere üçüncü ülkelerdeki projeler için uygun finansman fırsatları sunacağını ifade etti.</p>
<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">UKEF açıklaması</h2>
<p style="line-height:1.7;margin-bottom:1em;"><strong>UK Export Finance</strong> CEO&#39;su Tim Reid ise şunları söyledi:</p>
<blockquote>
<p>&#8220;2017’de reasürans anlaşmamızı imzalamamızdan bu yana, UKEF ve Türk Eximbank, büyük enerji ve ulaşım altyapı projelerinin desteklenmesi de dahil olmak üzere somut sonuçlar elde etti. Bu yeni Mutabakat Zaptı, yakalanan bu ivmenin üzerine inşa edilerek iş birliğimizi savunma sektörüne genişletmekte ve Birleşik Krallık ile Türk tedarikçilerin yeni pazarlarda yan yana fırsatları değerlendirmesine imkan sağlamaktadır.&#8221;</p>
<p><cite>Tim Reid</cite></p></blockquote>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de yapay zeka ve dijitalleşme ivmesi sürüyor</title>
		<link>https://avrasyahabertv.net/turkiyede-yapay-zeka-ve-dijitallesme-ivmesi-suruyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 14:14:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PRESSIO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahabertv.net/turkiyede-yapay-zeka-ve-dijitallesme-ivmesi-suruyor/</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye Teknoloji Ekosistemi, 2026 yılına ilişkin güncel gelişmeleri paylaşarak teknoloji şirketleri ile yatırımcıların odağına giren yapay zeka ve dijitalleşmede artan yatırım temposuna dikkat çekti. Duyuru, farkındalık oluşturmayı ve sektörü bilgilendirmeyi amaçlıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="press-lead"><strong>Türkiye Teknoloji Ekosistemi</strong>, <strong>Türkiye</strong> genelinde <strong>2026</strong> yılının seyrine ilişkin değerlendirmeler yayımlayarak yapay zeka ve dijitalleşme odaklı yatırımların hız kesmediğini bildirdi. Açıklamada, teknoloji şirketleri ile yatırımcıları bilgilendirme ve farkındalık oluşturma hedefi vurgulandı; proje portföylerinde veriye dayalı çözümlerin payının arttığına dikkat çekildi. Duyuru, ulusal ölçekte sürdürülen dijital dönüşüm adımlarına ilişkin gözlemleri ve öncelik alanlarını derliyor.</p>
<h3>Yatırım eğilimlerinde güncel tablo</h3>
<p>Paylaşılan tabloya göre, <strong>2026</strong> boyunca yapay zeka, veri analitiği ve süreç otomasyonu eksenli projeler, kurumsal dijitalleşmenin ana başlıklarını oluşturuyor. <strong>Türkiye</strong> genelinde şirketler, bulut tabanlı mimariler, siber güvenlik ve veri yönetişimine yatırım planlarını güncelliyor. Yatırımcı ilgisinin erken ve büyüme aşamasındaki girişimlerde yoğunlaştığı; tedarik zinciri, finans ve üretim başlıklarında ölçeklenebilir çözümlerin öne çıktığı belirtiliyor.</p>
<p>Kurumsal tarafta, tedarik ve üretim hatlarında süreç görünürlüğünü artıran çözümlerle birlikte, entegrasyon ve veri kalitesi yatırımları <strong>2026</strong> ajandasında üst sıralarda yer alıyor. <strong>Bilgi Teknolojileri (BT)</strong> ve iş birimlerinin ortak yol haritaları, bulut geçişleri, siber dayanıklılık testleri ve ölçülebilir sonuçlara odaklanan yönetişim yapılarıyla destekleniyor. Büyük veri altyapıları, olay güdümlü mimariler ve gerçek zamanlı izleme çözümleri karar süreçlerini hızlandırıyor.</p>
<h3>Yapay zekada kullanım alanları</h3>
<p>Uygulama tarafında, <strong>2026</strong> itibarıyla tahmine dayalı bakım, müşteri etkileşimi, risk skorlama ve akıllı doküman işleme gibi alanlarda pilotlardan canlı ortama geçiş hızlanıyor. <strong>Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK)</strong> ve sektör düzenlemeleri doğrultusunda sorumlu yapay zeka ilkeleri, model izlenebilirliği ve veri minimizasyonu gereksinimleri projelerin tasarımında belirleyici olmaya devam ediyor. Ayrıca, eğitim programları ve iç yetkinlik geliştirme girişimleri, ürünleşme hızını destekliyor.</p>
<h3>2026 odaklı beklentiler ve planlar</h3>
<p>Önümüzdeki dönemde, <strong>2026</strong> takvimine paralel olarak şirketlerin yapay zeka yönetişimi, bulut maliyet optimizasyonu ve veri paylaşımında birlikte çalışabilirlik başlıklarına odaklanması bekleniyor. <strong>Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge)</strong>, üniversite-sanayi işbirlikleri ve ticarileştirme mekanizmalarıyla desteklenirken, yatırımcılar ulusal ölçekte ölçeklenebilir iş modelleri, sürdürülebilirlik ölçümleri ve kârlılık patikaları konusunda daha şeffaf raporlama talep ediyor. Kamu alımları ve standartlara uyum başlıkları da gündemde.</p>
<p>Eğitim, sertifikasyon ve yetenek kazanımı başlıklarında <strong>2026</strong> içinde sektör birlikleri ve akademiyle daha yapılandırılmış programlar hedefleniyor. <strong>Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ)</strong> için erişilebilir hizmet modelleri, paylaşımlı veri alanları ve mentorluk programları öne çıkarken, yatırımcı iletişiminde periyodik metrik paylaşımı ve bağımsız doğrulama mekanizmaları güveni artırmayı amaçlıyor. Bölgesel kümelenmeler ve pilot uygulama sahaları da ölçekleme süreçlerine destek veriyor.</p>
<p class="press-boilerplate"><em>Türkiye Teknoloji Ekosistemi, ulusal ölçekte teknoloji ve dijitalleşme alanlarında faaliyet gösteren şirketler, girişimler, yatırımcılar, kamu ve akademiden paydaşları kapsayan genel bir kavram olarak kullanılır. Bu başlık altında, sektöre ilişkin gelişmelerin paylaşılması, farkındalık oluşturulması ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınması amaçlanır. Resmi bir tüzel kişilik beyanı içermez. Duyurular, teknoloji şirketleri ve yatırımcılar başta olmak üzere ulusal paydaşları bilgilendirmeyi hedefler.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Libre Kültür’ün dokuzuncu sayısı yayımlandı</title>
		<link>https://avrasyahabertv.net/libre-kulturun-dokuzuncu-sayisi-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 14:13:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PRESSIO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahabertv.net/libre-kulturun-dokuzuncu-sayisi-yayimlandi/</guid>

					<description><![CDATA[Libre Kültür, dokuzuncu sayısında edebiyat dünyasının güncel kitaplarını, eleştirilerini ve tartışmalarını bir araya getiriyor. Kitapseverler için özenle seçilmiş içeriklerle dolu bu sayı, www.librekultur.com’da
 erişime açıldı]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Libre Kültür, iki haftada bir güncellenen kültür-sanat portalının dokuzuncu sayısının yeni içeriğini duyurdu. Kitap haberleri, röportajlar ve incelemelerden oluşan seçki, okurları www.librekultur.com<br />
 adresinde bekliyor. Yeni sayı, araştırmacılardan genç okurlara uzanan geniş bir kitleye güncel referanslar sunuyor.</p>
<p>Türkiye’de edebiyat ve yayıncılık alanında nitelikli içerik talebi artarken, çevrimiçi mecralar güncel ve güvenilir kaynaklara erişimi kolaylaştırıyor. Libre Kültür, &#8216;İyi okur için iyi edebiyat&#8217; yaklaşımıyla, bağımsız ve etik yayıncılık ilkelerini gözeten bir editoryal hat izliyor. Platform, farklı kuşakları buluştururken görüş çeşitliliğini ve ölçülü tartışma kültürünü öne çıkarıyor.</p>
<p>Yeni sayıda, Muhammet Erdevir, “İtibar Ekonomisinde Edebiyatın İmaj Enflasyonu” başlıklı yazısıyla edebiyatın ve yayıncılığın problemli alanlarından birine ışık tutuyor: “Büyük yayınevleri gerçekten önemli kitaplar yayımlıyor ama ‘önemli kitap’ ile ‘büyük yayınevinden çıkmış kitap’ arasındaki o ince çizginin nasıl bir tuzağa dönüştüğünü izlemek oldukça rahatsız edici.”</p>
<p>Murat Tokay ise Metin Celâl’in Bunların Hepsini Okudunuz mu? kitabını ele alıyor; yazısı, edebiyat ve yayın dünyasının geçmişten bugüne tavsımayan pek çok konusuna değiniyor.</p>
<p>Aynur Yavuz Akengin, Georg Lukács’ın Roman Kuramı ile Orhan Pamuk’un Yeni Hayat romanını aynı kuramsal düzlemde okuyor. Banu Yıldıran Genç, İletişim Yayınları’ndan çıkan Günay Çeteo Kızılırmak’ın Mualla romanını kişisel deneyimleriyle örtüştürerek değerlendiriyor. Cihan Şimşek, bir Divan edebiyatı profesörünün portresini kaleme alırken; Didem Gürhan, Ali İpek’in Zaman Kaybından ÖlenKadının Hikâyesi adlı eserini inceliyor.</p>
<p>Gizem Körpe, Mario Vargas Llosa’nın uzun bir tanıklık dönemini kapsayan Borges’le Yarım Asır adlı eseri üzerinden edebiyat ve sorumluluk ilişkisini tartışıyor. Halil Yörükoğlu, tek bir sözcükten yola çıkarak okuru çocukluğa, gündelik hayatın sıcak ayrıntılarına ve hikâyelerin büyüleyici evrenine götürüyor. Josef Kılçıksız, Italo Calvino’nun ölümsüz eseri Görünmez Kentleri çoklu ve zengin bir bakış açısıyla yeniden okumayı deniyor.</p>
<p>Libre’ye ilk yazısıyla katılan Neriman Ağaoğlu, Ayten Kaya’nın Öküzçeker adlı eserini incelerken, ataerkil kadın söyleminin edebiyatta nasıl sorgulanabileceğine dair önemli gözlemler sunuyor. Tahsin Aladağ ise The New Yorker’dan Alex Ross’un ilginç çevirisini sunuyor: “Susan Sontag, Thomas Mann ile Tanıştığında Neler Oldu?” Turhan Yıldırım da Rıdvan Hatun’un Cehennemde İlahi adlı öykü kitabı hakkında ayrıntılı bir inceleme kaleme aldı.</p>
<p>İki haftada bir yayımlanan sayılar, yıl boyunca süreklilik taşıyan bir okuma gündemi kuruyor; böylece okurlar güncel kitap üretimini yakından izleyebiliyor.</p>
<p>Libre Kültür, kitap odaklı içerik üreten, iki haftada bir güncellenen bağımsız bir kültür-sanat portalıdır. Platform; güncel kitap haberleri, yazar ve editör röportajları ile eleştiri ve inceleme yazılarıyla nitelikli okuma deneyimini desteklemeyi amaçlar. Editoryal yaklaşımında şeffaflık, kaynak gösterimi ve etik yayıncılık ilkelerini esas alır; farklı disiplinleri buluşturan dosyalarla derinlikli içerik sunar. “İyi okur için iyi edebiyat” mottosunu merkeze alan Libre Kültür, ulusal ölçekte geniş bir okur topluluğuna erişmeyi ve edebiyat dünyasındaki gelişmeleri düzenli bir akışla izlemeyi mümkün kılar. Ayrıntılı bilgi ve güncel sayılar için www.librekultur.com.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cambridge merkezli Türk girişimciye yatırım desteği: İklim teknolojisi girişimi 2 milyon sterlin değerleme ile yatırım aldı</title>
		<link>https://avrasyahabertv.net/cambridge-merkezli-turk-girisimciye-yatirim-destegi-iklim-teknolojisi-girisimi-2-milyon-sterlin-degerleme-ile-yatirim-aldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 14:13:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PRESSIO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahabertv.net/cambridge-merkezli-turk-girisimciye-yatirim-destegi-iklim-teknolojisi-girisimi-2-milyon-sterlin-degerleme-ile-yatirim-aldi/</guid>

					<description><![CDATA[Cambridge merkezli Türk girişimciye yatırım desteği: İklim teknolojisi girişimi 2 milyon sterlin değerleme ile yatırım aldı Cambridge’de çalışmalarını sürdüren Türk coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve iklim teknolojileri girişimcisi Alper Dinçer, bir startup hızlandırma programı kapsamında kurduğu Climingo adlı girişimiyle 2 milyon sterlin değerleme üzerinden yatırım aldı. Dinçer, aynı zamanda 2025 yılında Birleşik Krallık’ın öne çıkan]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cambridge merkezli Türk girişimciye yatırım desteği: İklim teknolojisi girişimi 2 milyon sterlin değerleme ile yatırım aldı</p>
<p>Cambridge’de çalışmalarını sürdüren Türk coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve iklim teknolojileri girişimcisi Alper Dinçer, bir startup hızlandırma programı kapsamında kurduğu Climingo adlı girişimiyle 2 milyon sterlin değerleme üzerinden yatırım aldı. Dinçer, aynı zamanda 2025 yılında Birleşik Krallık’ın öne çıkan CBS profesyonellerini bir araya getiren Geo100 listesine seçilerek uluslararası alandaki görünürlüğünü daha da güçlendirdi.</p>
<p>İklim değişikliği, kuraklık ve su kıtlığı risklerini daha anlaşılır, izlenebilir ve karar vericiler için daha kullanılabilir hale getirmeyi hedefleyen Dinçer, geliştirdiği dijital platformlarla hem Birleşik Krallık’ta hem de küresel ölçekte dikkat çekiyor.<br />
Startup hızlandırma programından yatırıma uzanan girişim</p>
<p>Alper Dinçer’in kurucu ortak ve CTO olarak yer aldığı Climingo, Cambridge merkezli bir startup hızlandırma programı kapsamında geliştirildi. Kısa süre içinde 2 milyon sterlin değerleme ile yatırım alan girişim, kurumların hava ve iklim verisi sağlayıcılarını daha doğru şekilde karşılaştırmasına ve ihtiyaçlarına en uygun veri kaynaklarını seçmesine yardımcı olmayı hedefliyor.</p>
<p>Climingo’nun geliştirdiği yazılım, özellikle enerji, sigorta ve iklim risk yönetimi gibi alanlarda kullanılan hava tahmin ve iklim veri modellerinin performansını kıyaslayarak daha verimli karar alma süreçleri sunuyor. Bu yaklaşımın, operasyonel verimliliği artırmanın yanında dolaylı olarak karbon salımının azaltılmasına da katkı sağlaması bekleniyor.</p>
<p>Dinçer’in yer aldığı proje, aynı zamanda Birleşik Krallık Araştırma ve İnovasyon Kurumu (UKRI) tarafından da destekleniyor.</p>
<p>Geo100 listesine girerek dikkat çekti<br />
Alper Dinçer’in son dönemde öne çıkan başarılarından biri de, 2025 yılında Birleşik Krallık’ta Geo100 listesine seçilmesi oldu. Bu liste, ülkede coğrafi bilgi sistemleri ve konum teknolojileri alanında öne çıkan isimleri bir araya getiriyor.</p>
<p>Bu başarı, Dinçer’in yalnızca teknik yetkinliğini değil; aynı zamanda iklim teknolojileri, çevresel veri analizi ve dijital karar destek sistemleri alanındaki girişimci yönünü de uluslararası ölçekte görünür kılan önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Kuraklık riskini görünür kılan dijital platformlar<br />
Dinçer’in geliştirdiği platformlardan GlobalDroughtMap.com, dünyanın farklı bölgelerindeki kuraklık göstergelerini tek bir dijital çatı altında toplayarak kullanıcıların küresel ölçekte risk yoğunluklarını harita üzerinden takip etmesine imkân tanıyor.</p>
<p>Bir diğer platform olan Drought.UK ise Birleşik Krallık özelinde yerel ölçekte kuraklık riskini izlemeye odaklanıyor. Platform, teknik ve dağınık durumdaki iklim verilerini sadeleştirerek vatandaşlar, kurumlar ve farklı paydaşlar için daha erişilebilir hale getiriyor. </p>
<p>Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen Kuraklık Tahmin ve Erken Uyarı Sistemi (KTEUS) bünyesinde de görev alan Dinçer, ülkemizdeki kuraklık faaliyetlerine de katkı sağlamaya devam ediyor.<br />
Bu platformlar sayesinde kullanıcılar, “Kuraklık riski nerede artıyor?”, “Zaman içinde nasıl değişiyor?” ve “Yerel ölçekte mevcut durum ne?” gibi sorulara daha kolay yanıt bulabiliyor.</p>
<p>Kuraklık artık yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal bir risk<br />
Son yıllarda kuraklık, yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkarak; tarım, su yönetimi, enerji üretimi ve gıda güvenliği gibi alanlarda kritik sonuçlar doğuran çok boyutlu bir risk haline geldi.</p>
<p>Uzmanlara göre, bu alandaki en büyük sorunlardan biri yalnızca veri eksikliği değil; mevcut verilerin de toplum, kurumlar ve karar vericiler tarafından kolay anlaşılabilir biçimde sunulamaması. Kamuya açık, görsel ve zaman içinde değişimi izlenebilir dijital platformlar ise bu nedenle yalnızca teknik bir araç değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık ve etkili karar alma süreçleri için stratejik bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Uluslararası deneyim bu projelere temel oluşturdu<br />
Türkiye’de ulusal ölçekte kuraklık ve erken uyarı sistemleri üzerine çalışmalar yürüten Alper Dinçer, aynı zamanda UNDP ve UNICEF kapsamındaki projelerde çevresel veri analizi, haritalama ve karar destek sistemleri alanlarında görev aldı.<br />
Dinçer’in Türkiye, Afrika ve uluslararası kurumlarla yürüttüğü bu çalışmalar, bugün Cambridge merkezli olarak geliştirdiği girişimlerin teknik altyapısını ve vizyonunu besleyen temel deneyim alanları arasında yer alıyor.</p>
<p>Haritalama teknolojilerinde uzun yıllara dayanan başarı<br />
Coğrafi bilgi sistemleri ve haritalama teknolojileri alanında uzun yıllardır çalışan Alper Dinçer, kariyerinin erken döneminde de uluslararası başarılar elde etti. 2009 yılında ABD’de düzenlenen ESRI Developer Summit Mashup yarışmasında birincilik kazanan Dinçer, ayrıca Google Maps JavaScript API üzerine yayımlanan İngilizce kitabın yazarları arasında yer alıyor.</p>
<p>Startup hızlandırma programı kapsamında yatırım alan Climingo girişimi, Geo100 listesine seçilmesi ve kuraklık riskini daha görünür hale getiren platformlarıyla Dinçer, Birleşik Krallık merkezli iklim teknolojileri ekosisteminde yükselen isimler arasında gösteriliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa’nın huzuru Türkiye’den geçer</title>
		<link>https://avrasyahabertv.net/avrupanin-huzuru-turkiyeden-gecer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 14:13:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PRESSIO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahabertv.net/avrupanin-huzuru-turkiyeden-gecer/</guid>

					<description><![CDATA[Kayra TV’de yayınlanan “Meliha Okur ile Anlat Bana” programına konuk olan İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin stratejik önemine dikkat çekerek “Avrupa Birliği için Türkiye sadece bir pazar değil aynı zamanda güvenlik, tedarik ve istikrar köprüsüdür. Avrupa’nın huzuru büyük ölçüde Türkiye’den geçiyor” dedi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>YouTube üzerinden yayın yapan Kayra TV’de Meliha Okur’un hazırlayıp sunduğu “Meliha Okur ile Anlat Bana” programının bu haftaki konuğu İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan oldu. Programda Türkiye’nin sanayi politikaları, Avrupa Birliği ile ilişkiler, küresel ticarette değişen dengeler, tedarik zincirleri ve yeşil dönüşüm süreci ele alındı.</p>
<p>Türkiye’nin sanayi gücünün sadece ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik açıdan da kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Bahçıvan, Avrupa Birliği ile ilişkilerin stratejik bir perspektifle ele alınması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin uzun bir geçmişe dayandığını belirten Bahçıvan, özel sektörün bu süreçte önemli rol oynadığını söyledi.</p>
<p>“AB ile ilişkiler dün başlamadı”</p>
<p>İstanbul Sanayi Odası ve İstanbul Ticaret Odası tarafından 1962 yılında kurulan İktisadi Kalkınma Vakfı’nın AB ile entegrasyon sürecinin önemli bir kilometre taşı olduğunu hatırlatan Bahçıvan, “İktisadi Kalkınma Vakfı’nın temel amacı Avrupa Birliği’ne giden yolculuktaki özel sektörün gelişimini, girişimini ve kurallara uyumunu oluşturabilmek. O günden bugüne ortada olmayan devletler bile AB üyesi oldu. Bizim Avrupa Birliği ile olan hikayemiz dün, bugün hatta 1996 yılındaki Gümrük Birliği ile başlamış olan bir süreç değil. Avrupa Birliği’nin neredeyse kurulduğu dönemden beri biz bu yolculuğun aday ülkesi, hedef ülkesi ve önemli paydaşı olma noktasında bir yol haritası gütmüşüz. O nedenle de Avrupa Birliği yolculuğundan bizim asla ve asla taviz vermememiz gerekiyor. Bütün inancımızla, bütün cesaretimizle ve altını çizerek söylüyorum hakkımızı koruyarak bu yolculuğun içindeki tüm dönemlerden başarılı çıkmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p>“Avrupa Birliği’nden alacağımız var”</p>
<p>“Tabii ki tam üyelik, Gümrük Birliği, mevcut durum ayrı bir konu. Ama Made in Europe’da hakikaten bu konudaki önemli dönemeçlerden bir tanesiydi. Aksi bir netice alınması tabii ki bizim için son derece yıpratıcı olurdu ve çok ciddi anlamda bir haksızlıkla karşı karşıya kalırdık” diyen Bahçıvan, “Bu konuda hem bizim özel sektör olarak yaptığımız lobiler hem de Ticaret Bakanlığımızın bu konudaki müzakerelere dahil olarak bu noktadaki haklılığımızı en net şekilde ortaya koyması etkili oldu. Ve nihayet bu konu belli bir risk noktasına gelmeden istediğimiz haliyle şu an için neticelenmiş gözüküyor. Fakat şunu unutmamalıyız ki AB süreci her gün taze tutulması gereken ve her gün nerede tehdit var, nerede gücümüz ve fırsatımız var, bunu düşünmemiz gereken bir süreç. Bugün bir şey elde ettik, kenara çekilelim deme lüksümüz yok. Bu uğurda eğer bu kadar yıldan beri bir yatırım yapıyorsak, bu kadar yıldan beri bir çaba gösteriyorsak ve haklı olduğumuza inanıyorsak, sürekli olarak gerek iş dünyası, gerek hükümetimiz, gerek bürokrasimiz el ele vererek bu konudaki mücadelemizi sürdürmemiz gerekiyor. Bunun için de lobi faaliyetleri yapmak gerekiyorsa yapacağız, kavga etmek gerekiyorsa edeceğiz. Ama ben inanıyorum ki Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelerinden ciddi bir alacağı var. Ve bu alacağı vazgeçmeden, inatla ve ısrarla sürdürmek zorundayız” dedi.</p>
<p>“Türkiye, AB için büyük bir pazar”</p>
<p>Türkiye’nin Avrupa Birliği için yalnızca bir üretim merkezi değil aynı zamanda önemli bir pazar olduğunu ifade eden Bahçıvan, iki taraf arasındaki ekonomik ilişkinin karşılıklı bağımlılık içerdiğini söyledi. Bahçıvan, Avrupa Birliği’nin toplam ihracatı içinde Türkiye’nin önemli bir konuma sahip olduğunu belirterek “Avrupa Birliği bizim en büyük pazarımız ama biz de Avrupa Birliği için çok büyük bir pazarız. AB ülkelerinin toplam ihracatına baktığımızda Türkiye ilk beş pazar arasında yer alıyor. Bu gerçek bizim müzakere gücümüzü artıran önemli bir faktör” dedi.<br />
Küresel ticaret sisteminde önemli değişimlerin yaşandığını belirten Bahçıvan, bloklaşmaların ve yeni ticaret anlaşmalarının önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme geleceğini söyledi. Bahçıvan, “Avrupa Birliği’nin farklı ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarını dikkatle analiz etmemiz gerekiyor. Bu süreçte topyekûn ret ya da koşulsuz kabul yerine ülke bazlı ve sektör bazlı analizlerle yeni fırsatlar yaratmamız mümkün” dedi.</p>
<p>“Türkiye, AB için güvenlik ve istikrar köprüsü”</p>
<p>Küresel jeopolitik gelişmelerin Avrupa’nın güvenlik algısını değiştirdiğine dikkat çeken Bahçıvan, Türkiye’nin bu noktada kritik bir rol oynadığını söyledi. Bahçıvan, “Bugün Avrupa Birliği’nin çevresine baktığınızda istikrar açısından en güvenli ve en güçlü ülkenin Türkiye olduğunu görüyorsunuz. Türkiye adeta huzursuzluk ile huzur arasında bir köprü konumunda. Yani Avrupa Birliği için Türkiye sadece bir pazar değil aynı zamanda güvenlik, tedarik ve istikrar köprüsüdür. Avrupa’nın huzuru büyük ölçüde Türkiye’den geçiyor. Bu köprünün değeri Avrupa tarafından çok daha iyi anlaşılmalı” dedi.<br />
Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeni bir döneme girdiğini ifade eden Bahçıvan, Türkiye’nin bu süreçte daha özgüvenli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı. Bahçıvan, “Türkiye artık eski Türkiye değil. 86 milyonluk nüfusu, güçlü üretim kapasitesi ve stratejik konumuyla Avrupa için vazgeçilmez bir partner. Bu gerçeği hem Avrupa’nın hem de bizim daha net görmemiz gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p>“Zor dönemlerin tedarikçisi Türkiye”</p>
<p>Pandemi döneminde Türk sanayisinin gösterdiği performansın küresel ölçekte dikkat çektiğini belirten Bahçıvan, Türkiye’nin kriz zamanlarında güvenilir bir üretim merkezi olduğunu söyledi. Bahçıvan, “Covid döneminde dünyanın birçok yerinde üretim dururken Türk sanayisi çalışmaya devam etti. Organize sanayi bölgelerimizde üretim hiç durmadı. Türkiye zor dönemlerin üreticisi ve tedarikçisi olduğunu o süreçte çok net şekilde gösterdi” dedi.</p>
<p>“Yeşil dönüşüm Türkiye için önemli bir fırsat”</p>
<p>Programda sanayide yeşil dönüşüm konusuna da değinen Bahçıvan, Türkiye’nin bu alanda önemli bir ilerleme kaydettiğini söyledi. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızla arttığını belirten Bahçıvan, “Güneş ve rüzgar enerjisine yapılan yatırımlar hızla artıyor. Türkiye yeşil dönüşüm konusunda birçok ülkeyle kıyaslandığında oldukça güçlü bir performans gösteriyor. Bu süreç Türkiye için aynı zamanda önemli bir rekabet avantajı yaratabilir” ifadelerini kullandı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gümrük Birliği için lobi şart</title>
		<link>https://avrasyahabertv.net/gumruk-birligi-icin-lobi-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Editör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 May 2026 14:13:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[PRESSIO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://avrasyahabertv.net/gumruk-birligi-icin-lobi-sart/</guid>

					<description><![CDATA[Kayra TV’de yayınlanan “Meliha Okur ile Anlat Bana” programında Türkiye ile AB arasında yaşanan Gümrük Birliği sorununa değinen Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, “İster Amerika’da olsun ister Avrupa’da olsun, karar vericiler emekli olunca lobi şirketleri kuruyorlar. Onlar sorunların nasıl çözüleceğini bizden daha iyi biliyorlar. Türk iş dünyası ve STK’lar bu bütçeyi ayırmalı” dedi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya platformu YouTube’da yayın hayatına başlayan Kayra TV’de, Meliha Okur’un hazırlayıp sunduğu “Meliha Okur ile Anlat Bana” programının bu haftaki konuğu Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu oldu. Programda Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün küresel rekabeti, üretimin yurtdışına kayma eğilimi, markalaşma stratejileri ve Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği ilişkisi masaya yatırıldı. Orakçıoğlu, Türkiye’nin küresel değer zincirinde düşük fiyatlı üretim yerine yüksek katma değerli ürünlerle var olması gerektiğini vurgularken, Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerde yaşanan eşitsizliklere dikkat çekti.</p>
<p>Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği ilişkisi, programın önemli başlıklarından birini oluşturdu. Orakçıoğlu, Avrupa Birliği’nin bugüne kadar 76 ülke ile serbest ticaret anlaşması imzaladığını hatırlatarak Türkiye’nin bu durumdan kaynaklanan önemli bir dezavantaj yaşadığını söyledi. Orakçıoğlu, “Türkiye bu ülkelerin sadece 24’üyle karşılıklı eşit ticaret yapabiliyor. Geri kalan 52 ülke bize gümrük bariyerleri koyabiliyor. Ama biz Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği içinde olduğumuz için bu ülkelere aynı şekilde karşılık veremiyoruz. Bu durum ticarette ciddi bir eşitsizlik yaratıyor” dedi.</p>
<p>“Gümrük Birliği güncellenmeli, lobi şart”<br />
1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği kararının dönemin şartlarında önemli bir adım olduğunu belirten Orakçıoğlu, ancak günümüz koşullarında mutlaka güncellenmesi gerektiğini söyledi. Orakçıoğlu, “Bugün siyaset, bürokrasi ve sivil toplum kuruluşlarının ortak bir şekilde bu konuyu Türkiye’nin ana gündem maddesi haline getirmesi gerekiyor. Bu haliyle sürdürülebilir bir ticaret yapısı değil” diye konuştu.</p>
<p>Türkiye’nin uluslararası ticarette daha güçlü bir pozisyon elde edebilmesi için profesyonel lobi faaliyetlerinin önemine dikkat çeken Orakçıoğlu, “Bizim şu anda mesela savunma sanayinde olsun farklı sektörlerdeki gücümüz giderek artıyor. Avrupa&#8217;nın bize ihtiyacı var. Ama tekrar tekrar söylüyorum birçok şey aslında lobi şirketlerinin elinde. Neden? İster Amerika’da olsun ister Avrupa’da olsun karar vericiler emekli olunca lobi şirketleri kuruyorlar. Onlar o sorunların nasıl çözüleceğini bizden daha iyi biliyorlar. Diyelim ki 5 yıl önce 10 yıl önce bu konuda karar verici olanlar sorunların nasıl çözüleceğini aslında bizden daha iyi biliyorlar. O fonu o bütçeyi de ayırmak gerekiyor. Bunu da iş dünyasının ve sivil toplum örgütlerinin yapması gerekir. Geçmişte benzer sorunlar yaşadığımızda bir ayağımız Washington’da, bir ayağımız Brüksel’de, bir ayağımız da Dünya Ticaret Örgütü’nün bulunduğu Cenevre’de olurdu. Profesyonel lobi şirketleriyle çalışır, sorunları çözmek için aktif bir diplomasi yürütürdük. Türkiye’nin yeniden böyle bir stratejiye ihtiyacı var” dedi.</p>
<p>Bu sürecin yalnızca devlet tarafından yürütülemeyeceğini belirten Orakçıoğlu, iş dünyası örgütlerinin de sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. Orakçıoğlu, “TOBB, TİM, DEİK, TÜSİAD, MÜSİAD gibi kurumlar deneyimli kadrolarıyla bir araya gelmeli ve bu konuyu ortak bir proje haline getirmeli. Ticaret Bakanlığı’nın güçlü bir teknik altyapısı var. Ama sivil toplumun da aktif olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“2 dolara tişört satmak bizim işimiz olmasın”<br />
Tekstil ve hazır giyim sektörünün üretim için yatırımlarını yurt dışına kaydırması konusuna değinen Orakçıoğlu, “Biz burada aslında ne yapılması gerektiğini biliyoruz da nasıl yapılması gerektiği konusunda biraz ders çalışmamız gerekiyor. Yani Mısır’a niye gidiyorlar tartışmasını bırakalım. Ölçek için gidiyorlar. O segment artık bizim segmentimiz değil. Dünya değerler ekonomisine gidiyor. Değerler ekonomisine giden bir dünyada 2 dolara tişört satmak, 5 dolara pantolon satmak bizim işimiz olmasın zaten. Geçti gitti o. Biz 2 dolara tişörtü bırakalım” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Orakçıoğlu, Türk hazır giyim ve tekstil sektörünün küresel rekabette güçlü bir konumda olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün tartışmamız gereken konu üretimin başka ülkelere kayması değil. Dünya değer ekonomisine geçiyor. Türkiye de bu dönüşümde katma değerli üretim ve güçlü markalarla yerini sağlamlaştırmalı.”</p>
<p>Orka Holding’in Giresun’daki yatırımlarının bölge ekonomisi için önemli bir dönüşüm yarattığını da söyleyen Orakçıoğlu, Giresun Organize Sanayi Bölgesi’nde üçüncü fabrikalarını mayıs ayında açacaklarını kaydetti. İlk yatırımı yaptıkları dönemde bölgede sanayi kültürünün oldukça sınırlı olduğunu hatırlatan Orakçıoğlu, “2001 yılında Giresun’da havaalanı bile yoktu. Biz ilk yatırımı yaptığımızda çalışanlarımızı yetiştirmek için uzun bir eğitim süreci yürüttük. Kumaş denemeleri yapıyor, çıkan ürünleri hayır kurumlarına bağışlıyorduk. Sanayi iklimi bir günde oluşmuyor. Ama bugün geldiğimiz noktada fabrikalarımızın dünyanın en iyi üretim tesisleri arasında olduğunu iddia ediyorum” dedi. Orakçıoğlu, Orka Holding’in yatırımlarının ardından bölgede yaklaşık 20’ye yakın yeni işletmenin faaliyete geçtiğini belirterek Karadeniz’de tekstil ve hazır giyim alanında yeni bir üretim ekosistemi oluştuğunu söyledi.</p>
<p>“Türk markaları artık küresel rekabette eşit konumda”<br />
Orka Holding’in markaları Damat, Tween ve DS Damat ile dünyanın birçok ülkesinde faaliyet gösterdiğini belirten Orakçıoğlu, Türk markalarının küresel moda sahnesinde giderek daha görünür hale geldiğini ifade etti. Uluslararası iş ortaklarıyla ilişkilerin geçmişe kıyasla tamamen değiştiğini belirten Orakçıoğlu, “Eskiden Avrupa’daki büyük şirketlerden randevu almak bile zordu. Kapılarda bekletildiğimiz dönemler oldu. Ama bugün artık aynı masada eşit bir iş ortağı olarak oturabiliyoruz. Bu değişim Türkiye’nin üretim gücünün ve markalaşma çabasının bir sonucudur” ifadesini kullandı.</p>
<p>Orka Holding’in küresel pazarlarda geniş bir coğrafyaya yayıldığını belirten Orakçıoğlu, Dubai’yi Körfez bölgesinin, Moskova’yı Rusya ve Türk Cumhuriyetleri’nin, İtalya’yı ise Avrupa’nın vitrin pazarı olarak gördüklerini söyledi. Şirketin Romanya’da pazar lideri konumuna geldiğini ve ülkede 16 mağaza ile faaliyet gösterdiğini belirten Orakçıoğlu, Latin Amerika’ya da açıldıklarını anlattı. Orakçıoğlu, “Aralık ayında Paraguay’ın başkenti Asunsion’da mağaza açtık. Lübnanlı iş ortaklarımızın girişimiyle gerçekleşen bu yatırım, Türk markalarının dünyanın en uzak coğrafyalarında bile ilgi gördüğünün göstergesi” dedi.</p>
<p>“Stratejimiz lüksü demokratikleştirmek”<br />
Orakçıoğlu, moda sektöründe tüketici davranışlarının hızla değiştiğine dikkat çekerek yeni neslin markalara bakışının farklı olduğunu söyledi. “Eskiden insanlar bir ürünü statü göstergesi olduğu için satın alıyordu. Bugünün tüketicisi ise tasarım, kalite, fonksiyonellik ve çevreye duyarlılık istiyor. Ama aynı zamanda bunun için aşırı fiyat ödemek istemiyor. Bizim stratejimiz ‘lüksü demokratikleştirmek’. Yani yüksek kaliteyi daha erişilebilir hale getirmek” diye konuştu.</p>
<p>“Türkiye değer ekonomisine odaklanmalı”<br />
Programda Türkiye’de kilogram başına ihracat değerinin düşüklüğüne de değinen Orakçıoğlu, hazır giyim sektörünün bu algının çok üzerinde bir performans gösterdiğini söyledi. Türkiye genelinde ihracatın kilogram değerinin ortalama 1,5 dolar civarında olduğunu hatırlatan Orakçıoğlu, hazır giyimde markasız ürünlerin dahi kilogram başına 16-17 dolar seviyesinde ihraç edildiğini belirtti. Orakçıoğlu, Orka Holding’in Giresun’daki tesislerinde üretilen ürünlerin ise kilogram başına 133 euro gibi çok yüksek bir değerle ihraç edildiğine vurgu yaptı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
