Anasayfa / EKONOMİ / Ekonomi / Şu an dünyada çok ciddi bir belirsizlik söz konusu

Şu an dünyada çok ciddi bir belirsizlik söz konusu

İTO Meclisinde kimsenin bugüne kadar değinmediği konulara değinildi.İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyesi Rasim Bilgehan yaptığı açıklamalar ve dile getirdiği gerçeklerle gündeme oturdu.

Bilgehan konuşmasında

“Bugün, Dünyada artan jeopolitik risklerin,

ülkemiz ekonomisine ve sektörlerimize etkileriyle ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım.

 

Bilindiği üzere İçinde bulunduğumuz zamanda, hem dünya hemde Türkiye olarak çok sayıda önemli sorunla karşı karşıyayız.

Bunların başında; Göç, enerji güvenliği, iklim değişikliği, mali kriz ve gıda kıtlığı geliyor.

 

Ayrıca  bunlara ilaveten, uluslararası çatışmalar küresel gündemin en büyük endişe kaynağı haline geldi.

Jeopolitik sorunlar,  her geçen gün ekonomiyle daha çok iç içe geçiyor.

 

Şu an dünyada çok ciddi bir belirsizlik söz konusu.

Diyeceksiniz ki, bu belirsizliğin bizimle ne ilgisi var?

Çok ilgisi var, çünkü ülkemizde yaşananların çoğu, dışarıda meydan gelen hadiselerin uzantısı.

Ekonomik olarak küreselleşen bir dünya var,

herkes birbirine muhtaç, birinden alıyor diğerine satıyoruz.

 

Satıyoruz ama!

Gelin dünyanın haline birlikte bakalım:

Rusya- Ukrayna savaşı bütün hızıyla devam ediyor.

Yemende, Libya’da uzun süredir iç çatışmalar yaşanıyor.

Balkanlarda, Sırbistan ile Kosova arasında yeni bir gerilim var.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında ateşkese ve normalleşme müzakerelerine rağmen,

Karabağ’da kısmi çatışmalar sürüyor.

 

Yunanistan’la var olan problemlerimize ilaveten,

Sevilya haritasıyla Akdeniz’de münhasır ekonomik alanlarımız yok sayılmakta.

 

Avrupa Birliği, buralarda ki hidro-karbon yataklarının bulunması için yaptığımız sondaj faaliyetlerinde önümüze bir takım problemler çıkarmakta.

Bizi ekonomik yaptırımlarla tehdit etmekte.

 

Amerika Birleşik Devletleri, burnumuzun dibindeki Dedeağaç’a askeri yığınak yaparak, Yunanistan üzerinden bizi sıkıştırmaya çalışıyor.

Yine yakın komşularımız olan Irak ve Suriye’de iç kargaşa sürüyor, bir taraftan da ülkemize yönelik terör faaliyetleri devam ediyor.

 

Bu ülkelere yaptığımız ve yapacağımız operasyonlar, başta ABD, AB ,Rusya, İran ve daha bir çok ülkeyle gerilimlere sebep oluyor.

 

Geçen hafta ise, Amerika Temsilciler Meclisi Başkanı

Nensi Pelosi’nin Tayvan ziyaretiyle,

dünyanın gündemine Amerika-Çin gerginliği oturdu.

 

Herkes gelecekten endişeli, yaşanılan bu gerginlikler bir dünya savaşına evrilir mi?

 

Dünyadaki bu gerginlik, özellikle Asya’da çok ciddi bir silahlanma yarışını da körüklüyor.

 

Pandemiye rağmen 2021 yılında 2 trilyon dolardan fazla, savunma sanayine bütçe ayrıldı.

2022’de muhtemelen bu 3 trilyon doları bulacaktır.

 

Dünyadaki bu gelişmeler, herkeste gelecekle ilgili ciddi kaygıları beraberinde getirdi.

Birleşmiş Milletler Genel sekreteri Guteres’in de ifade ettiği gibi, Nükleer savaş ihtimali her geçen gün biraz daha artıyor

Dünya, yaşanılan bu gelişmelerin gölgesinde dönerken, ülke ekonomileri büyük bir belirsizliğe doğru ilerliyor.

Avrupa’da, Enerji problemi devam ediyor ve enflasyon oranları yükseliyor.

 

İngiltere’de 2023’ün başında enflasyon oranının %15 olacağı söyleniyor, muhtemelen Avrupa Birliği ülkelerinde de bu oranlar görülecek.

 

Amerika Birleşik Devletleri ise, enflasyonu düşürmek için faiz oranlarını artırıyor.

Bu da piyasalarda hem durgunluğa sebep olacak, hem de faizin artmasıyla gelişmekte olan ülkelerdeki para, Amerika’ya geri dönecek.

Böylece gelişmekte olan ülkelerde paranın maliyeti artacak, finansal krizlere yol açacaktır.

 

Dünya siyasi ve iktisadi dengesini ararken konumunu güçlendirmek isteyen ülkeler, politikalarını buna göre belirliyor.

 

Burada öncelikli olarak, ülkemizin gerçeklerini iyi tahlil etmeliyiz.

 

Dünya’da olup biten gelişmelerin,

ülkemize yansımalarını dikkate alarak, kararlarımızı ve pozisyonumuzu ona göre belirlemeliyiz.

Ülkemizin etrafında çok büyük sorunların olduğu bir dönemde, maalesef ekonomimiz kırılgan bir durumda.

G-20 ülkeleri enflasyon sıralamasında:

Savaşta olan Rusya; %15,9 la üçüncü,

Arjantin; %58,8 le ikinci,

Türkiye; %79,6 ile açık ara birinci sırada.

Ülkemiz yüksek enflasyon oranıyla diğer ülkelerden ayrışmakta.

 

TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları temmuzda yıllık %79,6 artış kaydetti.

Böylece yıllık tüketici enflasyonu,

uzun yılların en yüksek seviyesine çıktı.

 

Üfe ise %144,6’ya yükseldi,

TCMB faizi ile TÜFE farkı 65,6 puan ile rekor seviyeye çıktı.

Aynı zamanda Türkiye’nin dış ticaret açığı, Temmuzda yüzde 144,5 artarak 10,6 milyar dolar oldu.

Bu dönemde ihracat yüzde 13,4 artarken,

-ithalattaki artış yüzde 40,8 oldu.

 

Burada yanlış olan bir şeylerin olduğu kesin,

çünkü rakamlar ortada, rakamlar yalan söylemez.

 

Merkez Bankası Başkanı Sayın Kavcıoğlu,

bu yılın enflasyon hedefini;

Ocak ayında %23,2Nisan ayında %42,8 ve Temmuz ayında da %60,4 olarak açıkladı.

Bir Merkez bankasının enflasyon hedefini 6 ayda

3 kat artırdığı yerde, sanayici önünü nasıl görebilir ve nasıl iş yapabilir

İhracatçıların ihracat geliri dövizlerinin önemli bir kısmını zorunlu olarak Merkez Bankasına yatırmaları ve ellerinde belli bir miktarın üzerinde döviz tutan şirketlere kredi yasağı kararı alındı.

  Bu şirketlerin kazandıkları parayı, çeşitli yollarla yurt dışında tutmalarına neden olabilir.

Bu da dövizle ilgili daha büyük sıkıntıları beraberinde getirebilir.

 Türkiye’nin sınırları dışında terörle mücadelesinde, Mavi Vatan’da sahip olduğu münhasır ekonomik bölgelerinde, çıkarlarını koruması için güçlü bir ekonomiye sahip olması gerekir.

Türkiye kendi başına bir güç odağı, tarihi bir geçmişe sahip, etki sahası ve interlandı olan iddialı bir ülke.

Fakat sürekli olarak hem içeride, hem de dışarıda engelleniyor.

Aynı zamanda kaynak yetersizliği ve yönetim hatalarının yol açtığı sorunlarımız da yok değil.

 Hepimizin çokça tekrar ettiği,    İstanbul Ticaret Odası,

 Ülkemiz firmalarının yarısına yakınını bünyesinde bulundurmakta.

Ülkemiz ihracatının yarısına yakınını, üyesi olan firmalar üzerinde gerçekleştirmekte,

Ülkemizde özel sektörde çalışanların üçte birini üyesi olan firmaların bünyesinde istihdam etmekte.

 Bu durum gösteriyor ki; Yaşanılan bütün ekonomik problemlerin en çok hissedildiği yer bu çatının altıdır!

   Öyleyse, ülke olarak yaşadığımız ekonomik sıkıntıların giderilmesinde, sektörlerimizin sorunlarına çözüm yolları bulunmasında,

   İstanbul Ticaret Odası üzerine düşeni fazlasıyla yapmalıdır.

 Bu konularda kafa yormalı, projeler geliştirmeli ve adeta bir think-thank kuruluşu gibi öneriler sunmalıdır.Bu adı konmamış krizden çıkış için kim olduğuna bakmadan herkesten istifade edilmelidir.

 Oscar Wilde’ın çok güzel bir ifadesiyle sözlerime son vermek istiyorum,

“Geleceği öngörebilenler, fırsatı yakalar”.

 Sevgili dostlar,

Beni dinlediğiniz için her birinize ayrı, ayrı teşekkür eder saygılarımı sunarım.'”