Aile şirketlerinde kuşak değişimi ve kurumsallaşma, şirketlerin geleceğini belirleyen başlıkların başında geliyor. Yönetim ve aile şirketleri danışmanı Dr. Yılmaz Sönmez’e göre sürdürülebilirliğin yolu, aile bağlarını korurken kişilerden bağımsız işleyen bir yönetim sistemi kurmaktan geçiyor.
Türkiye’de önemli bir yer tutan aile işletmelerinde kurumsallaşma ve kuşak değişimi tartışmaları devam ediyor. Dr. Yılmaz Sönmez, özellikle kurucuların değişime direnç göstermesi, genç neslin şirkete yaklaşımı ve kararların duygusal ilişkiler üzerinden alınmasının kurumsallaşma sürecini zorlaştırdığını belirtiyor.
Aile Olmak Başka, Şirket Yönetmek Başka
Aile şirketlerinin güçlü aile bağları, şirket yönetimi ile doğru ayrıştırılmadığında zamanla yönetim sorunlarına yol açabiliyor. Aile üyelerinin görev ve sorumluluklarının belirsizliği, kararların profesyonel kriterler yerine kişisel ilişkiler üzerinden alınması ve aile içindeki sorunların şirket yönetimine yansıması, karar alma süreçlerini zorlaştırabiliyor.
Sönmez, çözümün aileyi şirketten uzaklaştırmak olmadığını, aksine aile ile şirket arasındaki ilişkinin açık kurallar ve şeffaf bir yönetim modeli üzerinden yeniden tanımlanması gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca, kararların tek bir kişinin bilgisine veya onayına bağlı olduğu şirketlerin, kuşak değişimlerinde daha kırılgan hale geldiğine dikkat çekiyor.
Aile Anayasası Tek Başına Yeterli Değil
Aile Anayasası, bu süreçte önemli bir araç olarak öne çıkıyor. Aile üyelerinin şirketteki rolleri, ortaklık ilişkileri, karar mekanizmaları gibi pek çok konu bu çerçevede belirlenebiliyor. Ancak Sönmez, Aile Anayasası’nın durgun bir belge olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Şirket büyüdükçe ve ortaklık yapısı değiştikçe kuralların gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.
Kuşak Değişimi Son Anda Başlamamalı
Aile şirketlerinin geleceği açısından yönetimin yeni kuşağa devri de kritik bir konu. Sönmez, kuşak geçişinin, kurucunun yönetimden ayrılacağı dönemde gündeme gelmemesi gerektiğini, yıllar öncesinden planlanması gereken stratejik bir süreç olduğunu belirtiyor. Yeni kuşaktan bir aile üyesinin doğrudan yöneticilik pozisyonuna getirilmesinin yeterli olmadığını, genç kuşağın şirket kültürünü tanıması ve gerekli yetkinlikleri kazanarak yönetime aşamalı bir şekilde hazırlanması gerektiğini vurguluyor.
Köy Okulundan Yönetim Danışmanlığına
Sönmez’in iş dünyasına bakış açısı, kendi eğitim ve çalışma hayatından etkileniyor. Eğitimine bir köy okulunda başlayan Sönmez, Kamu Yönetimi eğitiminin ardından Özel Hukuk alanında yüksek lisans ve MBA yaptı. Doktora çalışmasını ise “Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Stratejileri” üzerine tamamladı. 2006 yılında İstanbul’da Ortak Akıl Yönetim Danışmanlığı’nı kuran Sönmez, aile şirketlerinin kurumsallaşması, stratejik yönetim ve kuşak geçişi konularında yoğunlaşıyor.
375 Aile için Aile Anayasası
Ortak Akıl Yönetim Danışmanlığı, 2006’dan bu yana 700’ün üzerinde proje gerçekleştirmiştir. Bu süreçte 550 şirkete Kurumsal Check-Up danışmanlığı verilirken, 375 aile için Aile Anayasası hazırlanmış ve 10 binden fazla mülakat yapılmıştır. Sönmez, Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Stratejileri, Aile Şirketlerinde Kazananlar ve Kaybedenler ile Aileyi Şirketleştirmek gibi kitapların da yazarıdır.
Aile şirketlerinde asıl meselenin, kurucunun oluşturduğu yapının kendisinden sonra da çalışabilmesini sağlamak olduğunu belirten Sönmez, sürdürülebilirliğin yalnızca sermaye ve marka değil, işleyen bir yönetim sistemi bırakabilmekle mümkün olacağını ifade ediyor.





