Anasayfa / EDİTÖRDEN / Editörden / SteelOrbis 17. Çelik Konferansı

SteelOrbis 17. Çelik Konferansı

Savaşın ve enerji krizinin etkileri Türk çelik sektörünün rekabetçiliğine darbe vuruyor

 

30 Kasım Çarşamba günü İstanbul’da 600’ün üzerinde rekor katılımcıyla gerçekleşen SteelOrbis 17. Çelik Konferansı – “Çelik Piyasalarında Yeni Ufuklar”‘da küresel piyasalardaki son gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşının maliyetlere olan etkileri ve geleceğe dair beklentiler ele alındı. Ana sponsorluğunu Çolakoğlu Metalurji’nin üstlendiği konferansta Atakaş Çelik, Dessan Demir Çelik, Kocaer Çelik, MMK Metalurji, Sayan Lojistik, Tatçelik, Yıldız Demir Çelik, Borachart, Galva Metal, Galva Makina, Gökmetal A.Ş, Ağır Haddecilik, Anchor Gemi Acenteliği, Artımet Uluslararası Gözetim Şirketi, Esna, Kılıç Grup, Madeş Metal, Soybaş Demir Çelik, Sönmezler Metal, STS Group ve Terratekmetal diğer sponsorlar oldu.

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan konuşmasında, ilk başta 2022’ye dair olumlu senaryolar beklenirken, savaşın çıkmasıyla istisnai bir yıl yaşandığını ifade etti. Yılın ilk 10 ayında Türkiye’nin ham çelik üretiminin %10,1 düştüğünü söyleyen Yayan, 2021 yılını dünya ham çelik üretiminde yedinci sırada kapatan ülkenin bu yılın ilk 10 ayında Almanya’nın ardından sekizinci sırada yer aldığını, son aylarda Brezilya ile İran’ın devlet desteği ve doğal kaynaklar konusundaki avantajları sayesinde Türkiye’ye yaklaştığını belirtti. Yayan, ülkede nihai mamul tüketiminin ise yılın ilk dokuz ayında %5,2 düşüş gösterdiğini, özellikle uzun mamul tüketiminde görülen düşüşün inşaat sektöründe son 6 yılda yaşanan gerilemeyle bağlantılı olduğunu fakat 2023 itibarıyla bu durumun tersine dönmesinin beklendiğini belirtti.

Yayan’ın ardından Çolakoğlu Metalurji Genel Müdürü Uğur Dalbeler sözlerine dünya çelik sektörünün genel durumuyla ilgili açıklamalar yaparak başladı ve ticaret savaşları ile pandemiden kaynaklı yaraların sarılmaya başladığı noktada savaşın patlak verdiğini, etkilerinin tüm dünya açısından çok derin olduğunu söyledi. Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımların işleri değiştirme potansiyeli olduğunu ve Türkiye’ye alan açıyormuş gibi bir izlenim yarattığını fakat ihracat seçenekleri daralan Rusya için Türkiye’nin tek pazarı haline geldiğini söyleyen Dalbeler, Rusya’nın bu çaresizlik sonucunda uyguladığı agresif fiyat politikalarının Türkiye’de piyasaları alt üst ettiğine dikkat çekti. Dalbeler, Türkiye’nin dünyada en yüksek enerji tarifesini ödemesi sebebiyle, Türk çelik sektörünün rekabetçi konumundan uzaklaşmaya başladığını ve üretimin azaldığını belirtti. Türk çelik sektörünün yaşadığı sorunları tek başına çözemeyeceğini ve bu konuda otoritenin piyasaya destek olması gerektiğini belirten Dalbeler, aynı zamanda önümüzdeki dönemde artması beklenen küresel hurda talebi karşısında yaşanacak olası arz sıkıntısı için şirketlerin hurda şirketleriyle ortak adımlar atmalarının iyi olacağını vurguladı.

Dünya Çelik Birliği (worldsteel) Sektör Analizi Direktörü Barış Çiftçi ise katılımcılarla küresel çelik talebi, resesyon endişeleri, enerji krizinin çelik sektörü üzerindeki etkileri ve Çin’deki görünüm hakkında gelişmeleri paylaşırken, gelecek dönemde çelik sektörüne yön verecek trendlerden bahsetti. Savaşının işleri bambaşka bir yöne sürüklediğini söyleyen Çiftçi, 2021 yılında 1,84 milyar mt seviyesinde yer alan küresel çelik talebinin 2022 yılında %2,3 düşüşle 1,8 milyar mt seviyesine gerilemesinin beklendiğini belirtti. Çiftçi, dünyada yeni bir düzene doğru gidildiğini ve geçiş döneminde olunduğunu vurgulayarak, orta vadede çelik kullanan sektörlerin ve böylece çelik talebinin yapısının değişmesinin beklendiğini söyledi. Bu kapsamda, inşaat sektörünün hızlı bir dönüşüm içine girmesi beklenmese de daha uzun vadede binaların yükseklik ve esnekliğinin artması, güneş enerjisi ve akıllı sistemlerin kullanımının yaygınlaşmasıyla inşaatlarda çelik kullanımının artacağı öngörülüyor. Otomotiv sektörü ele alındığında; Çiftçi, taksi gibi otomobil havuz hizmetlerine olan erişimin artması, içten yanmalı motor teknolojisinden elektrikli araç teknolojisine geçiş ve otonom araçların kullanımının çelik sektöründe birçok değişikliğe yol açacağını belirtti.

CIEC Group Orta Doğu Genel Müdürü Hüseyin Ocakçı, Çin çelik piyasası hakkında güncel verileri paylaştı. Çin sıvı çelik üretiminin Kasım ayı itibarıyla, yetersiz kâr marjları sebebiyle günlük 2,2 milyon mt ile düşük seviyede kaldığını ifade etti. Paylaştığı rakamlara göre, Ekim ayında Çin’in çelik ihracatı aylık 200.000 mt artışla 5,2 milyon mt olurken, yassı mamul ihracatı 3 milyon mt ile toplam ihracatın %55-60’ını oluşturdu. Öte yandan, uzun mamul ihracatı aylık 77.000 mt artışla 650.000 mt seviyesinde kaydedildi. İthalata bakıldığında ise Ekim ayında Çin’in kütük ithalatı aylık 15.000 mt artışla 110.000 mt seviyesinde, slab ithalatı aylık 168.000 mt düşüşle 295.000 mt seviyesinde yer aldı. İlk 9 aylık verilere bakıldığında, Çin’in ihracatının 1,7 milyon mt düştüğü, değer bazında %30 artış kaydettiği gözleniyor. 2021’de 65 milyon mt çelik ihraç eden ülkenin bu yıl aylık ortalama ihracatının 5,7 milyon mt olduğu düşünüldüğünde, 2022 yılını 68 milyon mt ile kapatması bekleniyor. Çin’in çelik ithalatı ilk dokuz ayda 13,68 milyon mt ile tonaj bazında %31, değer bazında ise %8,5 düşerken, ülke 37 milyon mt dış ticaret fazlası ile net ihracatçı konumunda yer almayı sürdürüyor. Ocakçı, ülkede 2021 yılında %92 ile rekor seviyede yer alan kapasite kullanım oranlarının 2022’yi %85-86 seviyelerinde kapatmasının beklendiğini söyledi.

Konuşmacıların sunumları sonrasında Mesut Özdöl’ün moderatörlüğünde gerçekleşen panelde savaşın çelik sektörü üzerindeki etkileri, kapasite artışları ve piyasanın geleceğine yönelik beklentiler konuşuldu. Dünyanın enerji maliyetleri açısından ikiye bölündüğünü, doğuda fiyatların ucuz, batıda ise pahalı olduğunu söyleyen Yassı Çelik İhracat ve Sanayicileri Derneği (YİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı ve Çolakoğlu Metalurji İş Geliştirme ve Yurtdışı İştirak Direktörü Metin Tayfun İşeri, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarlarından biri olan Avrupa’nın enerji fiyatları açısından devlet desteği aldığını hatırlattı. Kısa vadede uygulanacak bir önlem bulunmadığını söyleyen İşeri, Türk çelik üreticilerinin devlet desteği almaları durumunda telafi edici vergiyle karşılaşmaktan korktuklarını ifade etti. Öte yandan, Soğuk Haddeleme, Galvanizli ve Boyalı Sac Üreticileri Derneği (SOGAD) Yönetim Kurulu Başkanı ve Borçelik Genel Müdürü Kerem Çakır, standart nihai mamul üretiminin toplam maliyeti içindeki payı %20’den %40’a çıkan enerji maliyetlerinin Türk çelik sektörünün rekabet gücünü olumsuz etkilediğini ve şirketlerin enerji projelerine odaklanması gerektiğini belirtti. Çakır, 2026 yılında AB’de yürürlüğe girecek olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın teknolojik bir koruma önlemi olduğunu, ayrıca Türkiye’nin acilen AB’ye paralel emisyon ticaret sistemi kurması, toplanan vergilerin ise hızlı ve şeffaf bir şekilde başta yenilenebilir enerji projeleri olmak üzere dönüşüm projeleri için sektöre geri döndürülmesi gerektiğini ifade etti. Panelde Çelik Dış Ticaret Derneği Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve M Steel Dış Ticaret Genel Müdürü Mehmet Çakmur, savaş sebebiyle Türkiye’nin Ukrayna’dan hammadde ithalatın tamamen durduğuna, Rusya’dan ithalatın da azaldığına dikkat çekti. Türk çelik sektöründe ileriye dönük hammadde teminine ilişkin endişelerin ortaya çıktığını belirten Çakmur, Çin faktörünün hesaba katılmadığını söyledi. Bir diğer panelist Çelik Boru İmalatçıları Derneği (ÇEBİD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Yücel Boru Genel Müdürü Kemal Saraç, AB’deki son gelişmeler ve resesyon beklentilerinin Türkiye’nin üretimi ve ihracatını yeniden gözden geçirmesine neden olacağını ifade etti. Saraç, özellikle devlet desteği gerektiren spiral boru segmentinde üreticilerin kur farkından dolayı kayıplar yaşadığını, mevcut piyasa koşullarından dolayı da önümüzdeki yıl tüm yeni kapasitelerin devreye alınmasının mümkün olmayacağını ifade etti. YİSAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Gökmetal Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Demiruz, yassı mamul üretiminde ciddi bir düşüş kaydedilmezse bu yılın geçtiğimiz yıl kaydedilen seviyelere paralel kapanacağını belirtti. Demiruz, resesyon beklentileri nedeniyle kapasite artışlarının yakın vadede devreye alınamayacak olmasının iyi bir haber olduğunu, Türkiye çelik sektörünün zamanlama hatası yaptığını belirtti.

Panelin ardından konferans İstanbul Topkapı Üniversitesi Rektörü, ekonomist-yazar Prof. Dr. Emre Alkin’in Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeler ve beklentiler hakkındaki etkileyici sunumuyla sona erdi.

 

SteelOrbis, dünya demir-çelik sektörünün buluşma noktasıdır.

SteelOrbis, demir çelik sektörüne hizmet veren, tek e-pazaryeri ve içerik sağlayıcısıdır.

Demir-çelik sektöründeki tüm alıcı ve satıcılara eşit mesafede bulunan, tamamen tarafsız bir platform olan SteelOrbis, üyelerine güvenli bir e-ticaret platformunun yanı sıra sektörün içinden güncel haberler, piyasa analizleri, istatistikler ve gerçek ticari faaliyetlerden derlenmiş fiyat bilgilerini sunmaktadır.